Doksanli yillarda henuz hic yurtdisina cikmamisken, hatta yurtdisi gezileri simdiki kadar kolay, ucuz ve populer olmadigindan tanidigim kisilerden de pek seyahat hikayeleri duymazken aklimda Venedik'i gorme fikri olusmustu. Izledigim filmlerden, okudugum kitaplardan gelen bir izlenimdi herhalde buyulu bir havasi vardi.
Italya'ya karsi genel olarak bir sempatim oldugundan daha da fazla heyecanlandim bu gezi oncesi. Belki de beklentimin yuksek olmasi ve oncesinde Verona gibi guzel bir sehri gezmis olmam Venedik konusunda hayal kirikligina ugramama neden olmustur.
Kanallar, gondollar, labirent gibi dar sokaklar, eski yapilar kulaga cok cezbedici geliyor, bir de kartpostal tadinda bir kac fotografina bakinca bambaska bir Venedik yanilsamasi olusuyor.
Allayip pullamadan soylemek gerekirse Venedik fazlasiyla turistik bir sehir. Biz en yuksek sezonunda bile gitmemisken oldukca kalabalikti. Haziran, temmuz ve agustos aylarinda gidenler bir daha asla diyorlar ve o donemde Venedik gezisi onermiyorlar, asiri kalabalik, asiri sicak oldugu ve koktugu icin.
Cogumuz sonucta turist olarak gittigimizden ''ay cok fazla turist var'' diye yakinmak komik gelebilir kulaga. Aslinda beni turist yogunlugundan daha cok rahatsiz eden sehrin bakimsizligiydi.
Alt katlarin hediyelik esya ve diger turistik dukkanlarla dolu olmasi yeterince cirkin bir goruntu olusturmuyormus gibi ust katlarda boyalari dokulmus, pencerelerinin kenarindan siyah sivilar akmis, iplere asili camasirlar olmasa icinde insan yasadigina bin sahit evlerle doluydu.
Istedigim bizim belediye binalari gibi tek duze, yeni binalar gormek degil tabi ki. Eski sehirler, binalar, sokaklar en sevdiklerimden ama eski olmakla bakimsizligi, pisligi ayirmak lazim.
Herhangi bir sehri bile bu halde gormek cok uzucuyken gunde ortalama 50.000 turist alan bir sehir biraz daha bakimli, biraz daha ozenli olabilirdi. Yollarin kenarlarindaki cop yiginlarindan bahsetmek bile istemiyorum.
Yeme icme konusunda da cok sevdigimiz Italyan mutfagi icin bile kalite ve lezzetin turist sayisiyla ters orantili oldugunu gorduk.
Bunlar hayal kirikligina ugrama nedenlerimdi ama biz orada oldugumuz surece (butun yazdiklarimi bir kenara koyarak) her anin tadini cikardik. Sehrin insan eliyle henuz mahvedilmemis keyfine varilacak yerleri de var.
Otelimiz Cannaregio'da oldugundan merkeze her seferinde farkli yollardan gittik, Venedik'te girmedigimiz pek az sokak kalmistir. Adalari birbirine baglayan onlarca kopruden gectik. Aksamlari kanal boyunda oturup suya vuran isiklarin, etraftan gelen muzik seslerinin keyfine vardik.
Venedik kucuk bir yer oldugundan fazla gezi tavsiyesine gerek yok belki ama ozellikle onermek istedigim bir kac sey var:
Icinde gercek bir gondol bulunan, her yana sacilmis kitaplariyla, ev sahibi iki kedisiyle, daha once gorduklerinizden farkli eski ve tuhaf bir kitapci burasi.
Venedik'in acik ara en iyi dondurmacisi. Sehirde adim basi gelateria'larla karsilasacaksiniz ama hepsini bosverin, her gun buradan alin dondurmanizi, tesekkur edeceksiniz sonra :) (Ozellikle Manet ve Opera'yi denemelisiniz.)
![]() |
Temsili Fotograf internetten :) |
Hayallerin ve gerçekler...
ReplyDeleteVenedik hakikaten hayal kırıklığı olmuş...
Ama olsun, siz keyfini çıkartacak yeni yerler bulmuşsunuz :)
Kitapçıya bayıldım ben de :) Tam sevilesi bir yer♥
Acik acik yazdim ki gitmemis olanlar beklentilerini dusuk tutsun, gidince de daha fazla keyif alsin, beklenti yuksek olunca normalde olacak olandan daha fazla hayal kirikligi oluyor ;)
DeleteKitapci degisik, guzel bir yerdi, kitap disinda ayraclar, kartpostallar, defterler falan da vardi, ohh mis :))
Ne tatlı çıkmışsınız, kitapçıya bayıldım ve de senin kırmızı şapkana :)
ReplyDeleteVenedik neden bilmiyorum, pek merak ettiğim bir yer değil ama kim bilir günün birinde yolum düşer :P
Tisikkir ederiz, ihihi :)
DeleteTongeren'i gormeden Venedik'e gitmek sacma olur zaten :P
Saka maka cok seviyorum ben buradaki sakin, huzurlu koy yasantisini :)
Hayal kırıklıklarına rağmen ben çektiğiniz her kareye ayrı ayrı bayıldım, çok çok özlemişim seni:)
ReplyDeleteCaniimm cok sagol :) Ben de cok ozledim seni :*
DeleteYazdıklarını okuyunca inan bende hayal kırıklığına uğradım ..en çok merak ettiğim şey ise makarnanın tadı oldu :) makarna canavarı biri olarak merak ettimmm :)fotoğraflar çok güzel olmuş..
ReplyDeleteCok tesekkurler :)
DeleteMakarnaya siyah rengini veren murekkep baliginin murekkebi, dudaklarin ve dislerin de boyaniyor yerken, icinde murekkep baligi parcalari vardi, tadi cok lezzetliydi :)
Oh mis gibi Venedik gezisi yaptık Yasemen.Valla gitmesem de olur.Nasılsa heryerini gezdik ve gördük.Makarnanın tadını merak etmiştim ama dediğine göre oldukça lezizmiş ...
ReplyDeleteMurekkep balikli spagetti tahmin ettigimden daha lezzetliydi, siyah olunca rengi merak ediyor insan :)
Delete