Monday, May 28, 2012

Music at Tongeren..

Okullarin kapanmasina cok az kaldi. Onumuzdeki hafta olacagimiz 5 sinavin ardindan yaz tatiline giriyoruz. 8 Haziran'da da diplomalarimizi alacagiz. Tabi once bu guzel, gunluk guneslik havalarda kendimizi evde tutup ders calismamiz gerekiyor. Simdiye kadar cok basarili olamadik bu konuda, hep daha eglenceli bir seyler cikti onumuze:) 



Sinifimizla birlikte ''Kringwinkel''a gittik gectigimiz haftalarda. Kringwinkel bir cesit ikinci el dukkani. Herkes kullanmadigi esyalari getirip buraya birakabiliyor. Burada calisan kisilerce kontrolden gecirilip iyi ve saglam durumda olanlar coook cok ucuza satisa sunuluyor. Mesela kullanmadiginiz buyuk bir ahsap dolabiniz ya da calisir durumda eski bir camasir makineniz varsa bu tarz buyuk ve agir esyalari gelip kendileri aliyorlar evinizden. Mobilyalar, ev esyalari, mutfak malzemeleri, kitaplar, plaklar, oyuncaklar... vs bir cok sey satiliyor.








Kringwinkel cikisinda da Cem'in dogumgununu kutlamak icin Nese ve Jean Pierre ile bir kafeye gittik, muhabbet ettik, Ingilizce, Hollandaca, Turkce, Fransizca hepsini karistirarak politika konustuk, ilginc oldu :)


Pembe pembe cicekler acarak bizi yonca oldugu konusunda supheye dusuren bitkimiz de sonunda dort yaprakli yoncalariyla balkonda boy gostermeye basladi. 




 Balkon icin baska cicekler de aldik. Saksilarina yerlestirdik. Havalarin isinmasiyla mangal sezonunu da actik. Hem evin icinde hem de disinda kullanilabilen minik mangalimizla keyif yaptik bir kac aksam. Bu aralar yine tatiller bol oldugundan evde oldugumuz sure icinde guzel sofralar hazirladik firsattan istifade.















Balkonda tost esliginde Behzat Ç. izlemek de guzel oldu:)


Bu pazar ve pazartesi gunu buralarda dini bayram olarak kutlaniyor.
Paskalya bayramindan sonraki 50. gunun Kutsal Ruh'un Havarilerin uzerine coktugu gun olduguna inaniliyor ve bu gune Pinksteren (Pinksterdag, Pinksterzondag, Pinkstermaandag) deniliyor.
Tongeren'de de pazar gunu muzik gosterileri vardi bu bayram icin. Sehrin bir cok yerine sahneler kuruldu, gruplar ve dj'ler sahne aldi. Hava cok guzeldi, ortam da civil civildi, canli muzik, dans eden insanlar guzel bir aksam gecirdik.
















 Meydandaki konserleri izledikten sonra, Veemarkt'taki sahneye de bir bakip eve geceriz diye dusunmustuk. Asıl eglence oradaymis. Grubun vokali zaten fotograf cektigimizi gorur gormez, gelip poz verdi, gercekten cok fotojenik bir amcaydi :) Zaten durdugu yerde durmadi, cektigimiz video icin de yaratici pozlari oldu. Caldiklari muzikler de Ankara'da aksam cikmisiz bir yerde muzik dinliyoruz hissi yasatti. Grubun butun elemanlari eglenceliydi, garip danslari, muzik yaparken ki tavirlari, kendi aralarindaki konusmalari keyiflendirdi herkesi.
Bu kadar uzun sure disarida olacagimizi hesap etmeyince acikan karnimizi doyurmak icin bir cozum bulmamiz gerekti. Hemen Izmir'e gidip guzel bir durum doner ile bu sorunu da cozduk. Biraz daha muzik dinleyip eve donduk..














Thursday, May 17, 2012

Planet Earth...



IMDB'nin diziler kisminda bir numarada bulunan BBC yapimi mukemmel bir belgesel Planet Earth.. Doga belgeselinde son nokta diyebiliriz hatta, goruntuler, anlatim, muzikler her seyiyle mukemmel.

Seri toplamda 11 bolum olarak sunulmus.

  1. From pole to pole
  2. Mountains
  3. Fresh water
  4. Caves
  5. Desserts
  6. Ice worlds
  7. Great Plains
  8. Jungles
  9. Shallow seas
  10. Seasonal forests
  11. Ocean deep

Turkiye'de de ses getirmis bir belgesel. Gazeteler hatta yemeksepeti.com DVDlerini hediye olarak vermisti . NTV'de de yayinlanmisti o yillarda.

BBC'deki orijinal ses Sir David Attenborough'a ait, NTV'deki versiyonunu da Levent Donmez seslendirmis.

Belgeseli izlerken insanin bir yandan dunyaya olan hayranligi artarken bir yandan da bu belgeselin nasil cekilmis olabilecegine olan hayranligi da artiyor.

Goruntuler son teknoloji urunu kameralarla ve teknik ekipmanlarla dunyanin dort bir yanindan 5 yildan fazla bir surede toplanmis. Zaten izlerken ne kadar emek harcandigi, o anlarin yakalanabilmesi icin ne kadar sabir gosterildigi, ugrasildigi belli oluyor.

Doganin icindeki dengeyi harika bir sekilde gozler onune suruyor bu seri. Bazi sahneler yuzde gulumseme olustururken, bazilari yurek burkuyor.

Suruden ayrilan yavru fil tek basina yol alirken, arkadan anlatimcinin sesi geliyor ''Yavru fil annesinin biraktigi izden gidiyor, ama malesef yanlis yone...'' Sonra kamera uzaklasiyor ve yavru filin ucsuz bucaksiz colde issizliga dogru gidisini goruyoruz. Benim gibi bu tarz seylerden etkileniyorsaniz, izlerken zaman zaman gozleriniz dolacaktir.

Ya da kum firtinasindan dolayi gorusunu yitirmis yavru filin kostura kostura annesine yetismeye calisirken agaca toslamasini gorunce alip onu evde beslemek isteyebilirsiniz :)

Dunyada toplamda sadece 40 civarinda kalan ve yok olma tehditi altinda olan kar leoparlarini da dogal yasam alanlarinda ilk defa bu kadar ayrintili olarak bu belgeselde gorebilirsiniz.

Bu belgesel ayni zamanda ileriki nesiller icin dunyanin bir zamanlar nasil bir yer olduguna dair bulunmaz bir arsiv. Cunku insanoglu dunyanin mukemmel isleyen sistemini bu hizla bozmaya devam ederse ne yazik ki bazi seyleri cocuklarimiza sadece videolardan, fotograflardan gostererek anlatabilecegiz.

Izlemediyseniz DVDlerini edinip, internetten indirip ya da dizi sitelerini kullanip bir sekilde mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Imkan varsa iyi kalitede ve buyuk ekranda izlerseniz etkisi daha da artacaktir.

Keyifli seyirler..