Tuesday, June 30, 2015

Rengarenk bahce yazisi :)


Onumuzdeki hafta icin hava raporlarina bakinca farkettim ki bahce postlarinin zamani coktan gelmis. Sicakliklar uc gun 25 derecenin ustunde oldugunda bile acil sicak hava durumuna gecilirken, bir hafta boyunca 30 derece ustu sicakliklarda ne yapacak bu insanlar merak ediyorum, cumartesi gunu icin beklenen 38 dereceyi ise dusunmek bile istemiyorum. 
Benim icin hava hos gerci, ozlemisim bunaltici havalari :) Normalde Turkiye ve diger sicak ulkelerde dindirirdik bu ozlemimizi ama gecen haftaki Ankara gezimizin buyuk bolumunde hava kapali ve ara ara yagmurluydu, kismet burayaymis :)

Oysa gezimizin oncesindeki son gunlerde buralarda da hava bir gunesli, bir yagmurlu, genelde kapali ve oldukca duzensizdi. 






Bol bol yagan yagmur ve ara ara cikan gunes bahcemizdeki bitkilere yaradi. Bir yandan daha onceki yillarda ekilen cicekler, diger yandan kendiliginden cikan cicekler bir yandan da benim gecen sene karisik tohum olarak alip ektigim, normalde tek yillik olan ama topraga sacilan tohumlarindan bu sene de cosarak acan cicekler eklenince ortalik renk cumbusune dondu. 




















Papatyalarla ilgili yeni bir sey ogrendim, cimenlerin arasindan cikan, yerden biten papatya diye bildigim seyin (ilk fotograf) asil isminin papatyagillerden bir cicek olan ''koyungözü'' oldugunu. Asıl papatya ikinci fotograftaki gibi dallari olan kocaman bir bitki. Daha kucucuklerken Cagri'nin ''Yaban otu mu bu, koparip atayim mi?'' sorularina ''Hayir papatya olacak onlar'' deyip inandiramasam da, bir iki hafta icinde bahcede kucuk bir alan papatya bahcesine donusunce o da inandi sonunda :))



Bu da ayciceklerimden birinin ilk filizlendigi zamanlar. Kisa zamanda inanilmaz hizli boy attilar, simdi neredeyse boyuma yaklastilar, hatta cicek vermeye bile baslayacaklar gibi. 



Bunlar da su aralar sosyal medyada cok sık gordugum succulentlere benziyorlar, aslen nedir ne degildir bilmiyorum ama her yerden cikiyorlar hesapsizca. 


Mart, nisan gibi tohum ektigim bu saksida ne tur bir cicek olacagini tamamen unuttum, merakla bekliyorum cicek vermesini.


Bu sarmasigin dev mor ciceklerini de cok seviyorum.



Bahcede bol bol lavanta olunca bir kismini kesip kurutuyorum, evde bir renk oluyor.


Bunlarin ne oldugu konusunda ise hic bir fikrim yok. Bu sekilde hic degismeden bir sure durup, zamani gelince turuncu kisimlari alttan alttan kuruyorlar, baska bir cicegi vs yok, ayrica acmadan onceki hallerinden boyle olacaklarini asla kestiremiyorsunuz. Su turuncu kisimlar da sifirdan 3-5 gun icerisinde buyuyorlar. Yesil suklum puklum bir seyken, iki gun sonra boyle turuncu turuncu boy gosteriyorlar. Tuhaf olduklari icin seviyorum onlari da:)


Minik sebze bahcemiz de urunlerine vermeye hazirlaniyor yavas yavas. Marul, maydanoz, nane, roka, feslegen, kekik, taze sogan gibi yesillikleri bir suredir yiyoruz zaten, digerlerinin biraz daha zamani var. 









Ilk aldigimiz urun cilek olmustu aslinda. Cocuklugum babaannemin bahcesinden cilek toplamakla hatta cok fazla cilek yemekten alerji olmakla gecti ama burada yetistirdigimiz ilk cilek oldugundan tek bir tanesi kizardiginda cok heyecanlanmistim. Bir gun daha kizarsin, yarin yeriz dedigim cilegin bir sonraki gun kuslarin midesine indigini ve yerinde yeller estigini gorunce onlem almamiz gerekti. Bir sonraki ilk kizaran cilegi de Cagri ile ortadan ikiye kesip yedik. 




Kirmizi frenk uzumu (redcurrant), Bektasi uzumu (gooseberry) de olgunlasmak uzereydi Ankara'dan donusumuzde.





Bu sene ön bahceye bir de renk renk guller diktik. 






Ankara'ya gitmeden once beyaz zambaklarimiz acmak uzereydi. Cagri biz oradayken acacaklar belki de goremeyecegiz diye uzulmustu ama dondugumuzde super bir goruntuyle ve mis gibi kokularla karsilandik.



Bu yaziyi henuz gozleri bile gormediginden burnu oraya buraya degdiginde urken, hatta kendi hickirigindan sicrayan bahcemizin sirin minik misafiri ile sonlandiriyorum. :)