Tuesday, July 31, 2012

Yorkshire Pudding ve Cheesecake..

Yorkshire Pudding Ingilizlerin geleneksel bir yiyecegi. Ozellikle pazar gunleri yaninda et ve haslanmis sebzeyle tuketiliyor. Bir yemek programinda gormustuk gecen. Cagri Ingiltere'deyken denedigi icin biliyor nasil bir sey oldugunu. Ben de merak edince yapmaya karar verdik. 

Yapimi oldukca kolay olmakla birlikte sadece un, sut, yumurta ve tuzdan yapiliyor. Nasil ki laz boregi kulaga tuzluymus gibi gelmesine ragmen aslinda bir cesit tatliysa bu da pudding denmesine ragmen tuzlu bir yiyecek, bir cesit ekmek diyebiliriz hatta. Tadi fena degil, ben sevdim, et yemeklerinin yaninda arada tuketilebilir ama en keyifli kismi piserken komik bir sekilde kabarmalari:)


Cheesecake en sevdigim tatlilardan biri, gerci benim sevmedigim tatli yok sanirim :))

Bir kac turu var ama en sevdigim versiyonu gercekten kek gibi firinda pisirilen hafif buruk peynirimsi tadi olan versiyonu, New york cheesecake oluyor galiba bu. 

Ama benim yaptigim cok cok kolay, pisirme ya da herhangi bir el becerisi gerektirmeyen Özsüt'teki cheesecake turunde bir cheesecake. Özsüt cheesecakelerini digerlerine gore daha az sevsem de pratik oldugu icin bu sekilde yapmayi tercih ettim ve sonuc cok guzel oldu. 

Tabanını bir paket Eti Burcak biskuviyi robottan gecirip, 50gr kadar eritilmis tereyagi ile karistirarak yaptim. Bu biskuvi-tereyagi karisimini kelepceli kek kalibinin tabanina esit sekilde dagitip, elimle bastirdim, yarim saat kadar buzdolabinda beklettim. 

Ustunu de peynir (ben Mascarpone ve taze krem peynir kullandim ama Labne ve Pinar beyaz tarzindaki tuzsuz herhangi bir taze peynir de kullanilabilir), yogurt, cig krema ve sekeri cirparak hazirladim. Miktarlari size bagli, tadina bakarak istediginiz malzemeden istediginiz kadar  ekleyebilirsiniz. Akiskan bir sivi oluyor. Bu yuzden soguk suda 5 dakika kadar bekletip yumusattigim yaprak jelatinlerin suyunu iyice suzup, kaynatmadan isitilmis limon suyunun icinde eritip peynirli karisima ekledim. 

Kirmizi meyveleri biraz sekerle yumusayana kadar pisirip, robottan gecirdim ve fazla karistirmadan peynirli karisima ekledim. Buzdolabinda kek kalibinda bekleyen biskuvili tabanin ustune fazla karismasina izin vermeden ekledim. Boylece mermerimsi bir goruntusu oldu. Meyve karisimi yerine cikolata, kuru uzum, findik, ceviz ya da istediginiz herhangi bir sey ekleyebilirsiniz. Pisirme yapilmadigindan malzeme konusunda secenek cok. 

Bir kac saat dolapta bekleyince, icindeki jelatinin etkisiyle katilasiyor ve yenmeye hazir hale geliyor. Ustunu de icine konan malzemelere uygun recel, marmelat, meyveli sos ya da cikolata sosu ile susleyince hem pratik hem de şık ve lezzetli bir tatli ortaya cikiyor.  Afiyet olsun :)



Kartpostal Hikayeleri 3



Ispanya'dan geldi bu kart. Maria Santiago'da yasiyor, ''Route to Santiago''nun sonlandigi yerde.

Kartin uzerinde yer alan Camino de Santiago cogunlukla Fransa'dan baslayip Ispanya'da Santiago de Compostela'da son bulan uzun bir hac yuruyusu. Burada bulunan Katedral de katolik hristiyanlar icin cok onemli.

Maria kartin arkasina bu hac yuruyusu ile ilgili bir kac sey yazmis. Hacilarin yuruyerek ya da bisikletle Roncesvalles'ten baslayarak yaklasik 800 km yuruduklerinden bahsetmis. Insanlarin enterasan yerlerde konaklayip, sicaga, soguga, yagmura, kara maruz kalarak haftalarca hatta aylarca suren bir yuruyusle 800 kmlik bir rotayi tamamlamalari ilginc ve zorlayici bir deneyim gibi duruyor.

Bu uzun yuruyusle ilgili filmler cekilmis, sarkilar yazilmis. Bu rota ile ilgili ansiklopedik bilgi icin:


http://en.wikipedia.org/wiki/Way_of_St._James

http://es.wikipedia.org/wiki/Camino_de_Santiago



Monday, July 30, 2012

Kartpostal Hikayeleri 2



Bu kart Beyaz Rusya'dan geldi. Nastasja 17 yasinda ve ekonomi okuyor. Bu yaz kisa sureligine Belcika'da bulunmus. Hayvanlari cok seviyor. Sectigi karttan da anlasiliyor zaten. Ayrica pullara da bayildim.

Sincap en sevdigim hayvanlardan biri, kartin uzerinde gormek hosuma gitti. Bir sincapla en yakin oldugum an Stockholm gezimiz sirasindaydi. Beni agac sanmis olacak ki ustumde dolasti hep :)


Gezinin devami burada:






Friday, July 27, 2012

Kartpostal Hikayeleri 1


Daha once bahsetmistim misafirlerimiz gelecek diye, geldiler ve donduler bile Turkiye'ye. Onlarla ilgili postlari daha sonra paylasacagim. Bu yazi misafirlerimizin guzel bir jestiyle ilgili.
Pazar gunu biz o gun yapacagimiz gezi ile ilgili bir kac hazirlik yaparken onlar da Antika Pazari'ni dolasmaya cikmislardi. 
O gun Bruksel'e gittik, aksam uzeri eve dondugumuzde pazar gunu bir sey gelmesi pek mumkun gorunmese de sirf aliskanliktan posta kutusuna baktim. Son zamanlarda hic bos kalmiyor posta kutumuz, her gun bir seyler bulmaya aliskiniz ama pazar gunu kocaman sari bir zarf bulunca biraz korktum, resmi bir evrak vs mi geldi bir sey mi oldu diye. Burada devlet kurumlarinin isleyisi Turkiye'den farkli oldugundan ne zaman neyle karsilasacagimizi bilemiyoruz. 

Posta kutusunu acip zarfi gorunce rahatladim. Adres yoktu ve sadece isimlerimiz yaziliydi, icinde de bir suru kartpostal vardi. Misafirlerimiz antika pazarindan bizim icin kartpostallar almislar, bazilarinin icine de guzel seyler yazmislar, posta kutumuza atmislar sabah eve girmeden. Cok guzel bir surpriz oldu bizim icin, bayildim bu kartpostallara. Kartpostal kutumuz simdiden dolmaya basladi bile :)










Wednesday, July 25, 2012

Burt's bees..


Okulda yillarca laboratuvarlarda onlarla bir arada oldugumdan midir bilinmez kimyasallari pek sevmiyorum. Aspirin ve bir kac surup disinda ilac kullanmiyorum mesela. (Umarim kullanmaya ihtiyacim da olmaz.) Cok fazla makyaj yapan biri degilim zaten ama kullandiklarimin da mumkun oldugu kadar dogal olmasina calisiyorum.
Burt's bees dogal bakim urunleri de bu asamada devreye giriyor. Ismi ve ambalaji hosuma gittigi icin almistim ama arastirinca guzel olan baska taraflari da varmis. 
Doga dostu olan bu firma urunlerini hayvanlar uzerinde test etmiyor. Ambalajlari da geri donusumlu materyalden yapiliyor. En onemli ozelligi de urunlerin cogunun %100'e yakin oranlarda dogal olmasi. Her bir urunun yuzde kac dogal oldugu belirtiliyor zaten. Paraben, fatalat, sulfat ya da benzen turevleri bulunmuyor urunlerin hic birinde.



Isim babasi Burt Shavitz ari ureticisi ve fotografci. Dogal icerikli kisisel bakim urunleri gelistirmek isteyen grafik tasarimcisi Roxanne Quimby ile Burt'un bal mumu birlesince ortaya bu urunler cikmis. Su anda firma el degistirmis de olsa, logosunda Burt'un yüzü ve ismi oldugundan yuklu miktarda odeme yapiliyormus kendisine.

En bilinen urun bal mumundan yapilmis %100 dogal koruyucu dudak kremi. Ama bunun disinda cilt bakimi, sac bakimi, el ve ayak bakimi ve bebek urunlerini kapsayan 200'den fazla cesit urun var.

Turkiye'de de bildigim kadariyla Harvey Nichols'da, Boyner'de ve bazi eczanelerde satiliyormus.











Postcards from België 1

Sadece 120 km uzaga Hollanda'ya gitti bu kartpostal. Femke 33 yasinda, iki de cocugu var. Simdi farkli bir yerde otursa da Belcika sinirinda bir kasabada buyumus. Bir nevi komsu sayiliriz. 

Ne kadar sansli ki bir tane de kopekleri var. Ben de kopek sahibi olmayi sabirsizlikla bekliyorum. Her acidan hazir olmak icin biraz daha zamana ihtiyacimiz var, guzelliklerin yaninda buyuk bir sorumluluk gerektiriyor, cocuk sahibi olmak gibi:)

Femke bahce isleriyle ugrasmayi cok seviyor. Henuz 2 ve 4 yaslarinda olan cocuklarina da bitkilerin nasil yetistigini ogretiyor. 

Biz de simdi evin icinde, balkonda mumkun oldugunca bir seyler ekmeye, yetistirmeye calisiyoruz ama eskileri hatirladim da, benim cocuklugumda doga henuz bu kadar yipratilmamisti. 

Lojmanin bahcesindeki genis tarladan aycicegi kopartir, cekirdeklerini citlerdik. Kucuk, tombul, siyah olan cekirdeklerden yemissek parmaklarimiz, dudaklarimiz da simsiyah olurdu. 

Torba torba mis kokulu domatesi dalindan toplar, sularini cekirdeklerini dirseklerimizden akita akita yerdik.

Babaannemin bahcesindeki cileklerin tadi da baska olurdu. O kadar cok yerdim ki, yeter artik, alerji olacaksin dediklerinde, olsun avil icerim gecer dermisim. Kucucuk cocugun atin olumu arpadan anlayisi da bu olsa gerek :) 

Anneannemin bahcesindeki eriklerin tadini da baska yerde bulamadim, ne disleri kamastiracak kadar eksi ne de kirmizi erik gibi tatliydi, yedigim en lezzetli eriklerdi. 

Bir de yanindan her gecerken kokusu sinsin diye ellerimi ustunde gezdirdigim feslegenler var tabi. 

Sakizlarimiza aroma ve renk katmak icin sakizla birlikte cignedigimiz turuncu ve sari cicek yapraklarini da unutmamak gerek, organik sakiz:)

Bahcede bulabildigim butun cicekleri kaynatip yaptigim ve nedense karincalar uzerinde denedigim aşk iksiri vardi bir de..

Cocuklar bazen cok ilginc oluyorlar :D


Tuesday, July 24, 2012

Kartpostal yazilari..

Bir cok kisi gibi ben de kartpostallari cok seviyorum. Arkasina bir seyler karalayip uzaklara gondermeyi, posta kutumuza gelecek kucuk surprizler icin beklemeyi, baskalarinin hikayelerine karismayi.
Belki internet, telefon vs gibi baska yol olmadigindan eskilerde daha cok atilirdi kartpostal. Ama goruyorum ki simdi de azimsanmayacak sayida e-kart degil de postahaneye gidip kart gonderen insanlar var.

Ara ara bunlarla ilgili yazilar paylasmak istiyorum, ''Postcards from België'' ve ''Kartpostal Hikayeleri'' adi altinda.

Bursa'ya gittigimde eskiden biriktirdigim kartpostal kutusu hala duruyorsa onlari da getirmeyi dusunuyorum, kiminin arkasi yazili kimi de yazisiz. Nostaljik yazilar da yazabilirim onlarla ilgili.

Bunun icin yeni bir blog acmak yerine linklerini bu baslik altinda guncelleyecegim, derli toplu dursun diye bir yerlerde.


Postcards from België:

1. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/07/postcards-from-belgie-1.html  (Hollanda)
2. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-2.html  (Almanya)
3. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-3.html  (Rusya)
4. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-4.html  (Çin)
5. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-5.html  (Amerika)
6. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-6.html  (Japonya)
7. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-7.html  (Almanya)
8. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-8.html  (Hollanda)
9. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-9.html  (Ukrayna)
10. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-10.html  (Tayvan)
11. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-11.html  (Rusya)
12. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/postcards-from-belgie-12.html  (Belarus)


Kartpostal Hikayeleri:

1. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/07/kartpostal-hikayeleri-1.html  (Turkiye)
2. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/07/kartpostal-hikayeleri-2.html  (Belarus)
3. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/07/kartpostal-hikayeleri-3.html  (Ispanya)
4. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-4.html  (Finlandiya)
5. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-5.html  (Belarus)
6. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-6.html  (Hollanda)
7. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-7.html  (Rusya)
8. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-8.html  (Ingiltere)
9. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-9.html  (Hollanda)
10. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-10.html  (Hong-Kong)
11. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-11.html  (Turkiye)
12. http://myblog42-42.blogspot.be/2012/08/kartpostal-hikayeleri-12.html  (Almanya)


Diger kartpostal postlari icin:

http://myblog42-42.blogspot.be/search/label/Kartpostal

Yazilarin bir kisminin isim babasi olan sarkiyla bitireyim bu postu:)



Wednesday, July 18, 2012

Calisma odam..


Benim icin Bulent Ortacgil'in yeri ayridir. Yazmaya kalksam hangi sarkisinda ne hissederim, hangi soz benim icin nereye varir diye sayfalar surer. Sadece o da degil birlikte calistigi muzisyenleri de, yaptiklari isleri de cok seviyorum. 

Bir kac kere kesisti yollarimiz. Ankara'da yasadigim donemde 3-4 kere konserine gitme firsatim olmustu. Ilk kez bir konserden sonra bizim gibi bir kac kisinin daha bekledigini ogrenince gelmisti yanimiza, o zaman tanismistik. 
Daha sonra Hacettepe'den hocalarimizdan birinin yakin arkadasi olmasi vasitasi ile baska bir konser sonrasinda sohbet etme firsati bulmustuk. 
Bir defasinda da tek basima gittigim konser oncesinde hersey gayet normalken, konser bitiminde Ankara'nin karlar altinda oldugunu, yollarin kapandigini gordugumde, sarji bitmis telefonumla konser salonunda kalinca arkadasim bir sekilde gelip beni alana kadar gorusme firsatimiz olmustu. Neredeyse ben de siir yaziyordum 'kar kesti yolu' diye ne gundu o oyle:)) 
Konser arasinda fotograf vermek icin kulise girmem, Odtu Acik Hava konserlerinde tuvalete giderken karsilastigimizda o anki saskinlikla sanki evime arkadasim gelmis gibi 'hosgeldiniz' demem gibi bir kac durum daha olmustu:)

Ntvmsnbc'nin yeni projesinde Ortacgil'in calisma odasina konuk olduklarini gorunce paylasmak istedim. Ilginc bir proje olmus. Buyrun linki de soyle:



Tuesday, July 17, 2012

Inge Löök ..

Yakin zamanda kartpostallarla ilgili yazilar yayinlamayi planliyorum. Onlar hazir olana dek Inge Löök ile eglenceli bir baslangic yapmak istedim.

Inge Löök 1951 yilinda Helsinki'de dogan Finlandiyali bir illustrasyon sanatcisi. Su anda Pernaja'da yasiyor. Bir diger ugrasi da bahcecilik. Illustrasyonlarini da kendi yasamindan ve cevresinden ilham alarak yaptigini soyluyor. Bunu eserlerini gorunce anliyorsunuz zaten. Iki farkli illustrasyon serisi var: Old ladies ve Natural life..

Benim favorim olan seri Old Ladies. Hepsi bir cok kisinin koleksiyonunda olmasini isteyecegi guzellikte kartlar. Iki tane neseli, civil civil yasli hanimin resmedildigi kartlar bunlar. Bir yerde okumustum, ilgimi cekmisti: Inge annesi, 3 kizkardesi ve erkek kardesiyle 7 katli buyuk bir apartmanda yasiyormus. Bu apartmanda 100 kadar cocuk daha varmis. Ayni apartmanda bir de cocuklari pek sevmeyen Fifi ve Alli isimlerinde iki yasli kardes yasiyormus. Inge Löök bu yasli hanimlarla iletisim kurabilen tek cocukmus, kibarligi ve sirinligi sayesinde. Belki de bu illustrasyonlar o donemlerden esinlenilerek hazirlanmistir.

Bu resimlere bakinca insanin o yaslara geldiginde boyle yasama sevinci ve nese dolu olmayi, dostlariyla icinden geldigi gibi kahkahalar ata ata vakit gecirmeyi istememesi mumkun degil gibi duruyor:)


















Monday, July 16, 2012

Yemek uzerine..

Cagri da ben de mutfakta vakit gecirmeyi cok seviyoruz. Canimiz bir sey istediginde zor mu kolay mi demeden deniyoruz mutlaka. Neler yapmadik ki kucuk mutfagimizda.


Borekler, pogacalar, sarmalar, kekler gibi cay saati atistirmalari ya da kahvaltiliklar yaptik.







Bazen de daha once yemedigimiz yiyecekleri denedik.






Istedigimiz lezzette pasta bulamadik, kendimiz yaptik.






Turk mutfagi disinda da bir seyler hazirladik:





Ama en cok tatlisiyla tuzlusuyla Turk mutfagini sevdik:


Gectigimiz haftasonu evden cikmadik pek, canimiz sıkkındı, pek bir yere gitmek istemedik. Hatta ekmek almaya bile cikmadik, evdeki un ve maya stogumuz bitmek uzere o yuzden. Ekmek almaya usenen insanlarin evde lahmacun ve Nazilli tahinli pidesi yapmasi biraz ilginc ama olsun :)

Ozellikle Nazilli diye belirttim cunku Bursa'da tahinli daha dogrusu tahanli pide el buyuklugunde acilmis tatli hamurun ustune bolca tahinli karisimdan konularak yapilir. Hamur tahinle yogurulmaz.

Soyle bir sey oluyor: Tahanla pide 

Nazilli pidesinde ise katmer hazirlanir gibi incecik acilan hamur tahinli karisim suruldukten sonra rulo yap, sıktır, sar, ac, rulo vs gibi bir takim islemlerden gecirildikten sonra uzerine tekrar tahin karisimi surulerek firina veriliyor. Bursa pidesini cayin yaninda afiyetle yerken, Nazilli pidesini mutlaka kaymak ya da sicakken kaymakli dondurma ile denemelisiniz. 
Bizim yaptigimiz Nazilli pidesinin fotografi da asagida.











Sunday, July 15, 2012

Istanbul'dan misafirlerimiz geliyor..

Gectigimiz ay once Bursa'dan sonra Aydin'dan misafirlerimiz gelmisti. Harika vakit gecirdik bol bol da gezdik. Simdi de Istanbul'dan gelecek misafirlerimizi bekliyoruz. Gerci tam olarak Istanbul'dan gelmis olmayacaklar. Ayin basinda Interrail ile ciktilar yola, Venedik, Roma, Barcelona, Paris, Amsterdam... vs derken bir kac gun icinde Belcika'da olacaklar. 

Gecen sene dugunumuzden sonra Tongeren'e tasinmadan once, o arada kalan kisa surede bir kac gunlugune Istanbul'a ziyarete gitmistik onlari. 

Ucaga binmeden bir gun once uzun bir suredir uzun olan saclarimi madem baska bir ulkeye tasiniyoruz,  birlikte yeni bir hayata basliyoruz, degisimi buradan baslatalim diye kisa kestirmistim ama ne uzunlugu ne de modeli istedigim gibi olmamisti ama ne yaparsin kesilip gitmisti bir kere.
Bir de dugunden sonra artik nasil beslendiysek hem benim hem de Cagri'nin kilosundaki hizli artis nedeniyle kapilardan zor gecer durumda oldugumuzdan da canimiz sıkkındı biraz.

Butun bunlara ek olarak Istanbul'da da son yillarin en soguk kisina denk geldik, ruzgar, yagmur, tir tir titreten soguk...  Hali hazirda hasta olarak gitmisken daha da siddetlenen KBB enfeksiyonum ve acile gitmeye mecbur birakan dayanilmaz kulak agrim da tuz biber oldu.

Bunlari basta soyledim ki bu sartlarda bile insan sevdigi insanlarla birlikte olunca yasadigi anin tadini nasil cikariyor gostermis olsun. 
Buz gibi icecekler yerine zencefilli bal bardaklarimizi tokusturduk hastaligimiza sifa olsun diye.
Yaninda ictigim suspansiyon surup Ortakoy'de yedigimiz kumpirin tadini bozamadi.
Manevi anlamda sicacik bir ortamdi ama icimizi de isitsin diye arabada denize karsi seyyar caycidan soyledigimiz caylarimizi ictik. 
Soguga inat Beyoglu'nda dolastik. 
Daha neler neler... 

Veee cok ozledik onlari:)