Monday, May 16, 2016

Bahcemizin bahar halleri :)


Buralarin degisken havalarina artik alistik ama nisan sonunda yagan kar beklemedigimiz bir seydi. Belcika'yi karla, doluyla, firtinayla birakip Italya'ya gitmistik gectigimiz gunlerde, dondugumuzde ''son yillarin en sicak nisan ayi'' haberlerine konu olan bir hava bekliyordu bizi.


Biraz kar, biraz gunes, biraz dolu, bol yagmur, bol ruzgar bizim kafamizi karistirsa da, doga bir sekilde daha kolay ayak uyduruyor bu degisken havalara.






Darco sanki bizim bahcenin cimleri yan taraftakinden cok farkli, cok daha lezzetli gibi ilginc yeme stilleri denemekte :) 






Gecen kis ektigimiz lalelerin tamami tatilden dondugumuzde acmis. 








Gullerimiz de acmak uzere, onlar da bir sonraki bahce postunda olsun. Bu sene ekimi biraz geciken sebzelerimizle birlikte..





İçli köfte ..


 Canimiz istedikce simitten, lahmacuna, pideden bozaya kadar bir cok seyi evde kendimiz yapiyoruz. Icli kofteyi de neden olmasin dedik ve kollari sivayip yapmaya giristik. Daha ilk denemede guzel bir sonuc elde ettigimizden tarifi paylasmak istedim, denemek isteyenler olursa diye.

Icli koftenin once icini hazirlayip, sogumasini beklerken disini yapmak en pratigi. 

Ic Malzemeler:

300 gr kiyma
2 adet kuru sogan
1 yemek kasigi domates ve biber salcasi
1 tatli kasigi pulbiber
1 tatli kasigi tuz
1 cay kasigi karabiber
1 cay bardagi ceviz

Once kiymayi suyunu salip cekene kadar kavurduktan sonra, sirasiyla ince dogranmis sogan, salca, pulbiber, tuz, karabiber ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Ic malzeme kavrulunca sogumaya birakiyoruz, Soguduktan sonra istediginiz boyutta cekilmis cevizleri ekleyip karistiriyoruz.

Dış malzemeler:

2 su bardagi koftelik bulgur
200 gr kiyma
1 adet sogan
1 yemek kasigi domates ve biber salcasi
1 cay bardagi irmik
1 cay bardagi un
2 adet yumurta
1 tatli kasigi pulbiber
1 tatli kasigi tuz
1 su bardagi kaynar su

Once ince bulgura sicak suyu ilave edip biraz sismesini bekliyoruz. Daha sonra icine diger butun malzemeleri tek tek ekleyip yoguruyoruz. 

Iyice yogurduktan sonra ellerimizi islatarak dis harctan yumurta buyuklugunde bir parcayi avucumuzun icine alip diger elimizin bas parmagiyla cevire cevire oyuyoruz. Her yerini parcalanmayacak kadar incelttiginiz hamurun icine yaklasik iki tatli kasigi kadar ic malzemeden koyarak kapatiyoruz ve ister yuvarlak ister uclari sivriltilmis limon sekli veriyoruz.
  Her asamada elleri islatmak onemli hamurun yapisip dagilmamasi icin. Sonrasinda kizgin yaga atip nar gibi kizartmak kaliyor. Artanlar da dogru buzluga :)

Afiyet olsun







Wednesday, May 11, 2016

Rengarenk Burano Adasi..



Venedik'ten cevredeki adalari turlarla ya da bireysel olarak gezebilirsiniz. En cok ziyaret edilen adalar Murano ve Burano. Murano cam isciligiyle, Burano da dantelleriyle unlu. 


Cam muzesine, fabrikasina gidip cam gosterisi izlemek niyetinde degilseniz Murano adasina gitmenize gerek yok, Murano camlarini Venedik'te bol bol bulabilirsiniz ama Burano'yu mutlaka gormelisiniz. 


Burano minyatur Venedik diyebilecegimiz Venedik'in daha renkli, daha ferah hali. Bu adayi belki Metin Arolat'in ''Yine bir basima'' klibinden hatirlayanlar cikabilir :)


Ada ve adadaki evler ozel cevre duzenlemeleriyle korunuyor, eger evinizi bakimsiz birakiyorsaniz ceza aliyormussunuz.


Venedik'ten vaporettoyla 45 dakikada ulasiliyor Burano'ya. Burano dantellerinin yaninda kurabiyeleriyle de meshur. 

Dantel pek ilgimi cekmediginden bir yorum yapamayacagim ama kurabiyelerinden, ozellikle limon kokulu olanlarindan alabilirsiniz. En meshurlari 'esse' ve '' bussola' kurabiyeleri. 


Leylakdali Nurşen ablamin kitap hediyesinden sonra arabayla Avrupa turu yapmistik ve 'Dunya bu kadar' kitabini Alplere karsi okumustum. Kitap hediyelerinin bir uguru var herhalde. 2balik Esra'nin yaninda daha bir suru baska guzellikle gelen hediyesi Napoli serisinin son kitabi ''Kayip Kizin Hikayesi''ni de rengarenk evlere karsi okudum.



















Tuesday, May 10, 2016

Venedik Gezisi..



Doksanli yillarda henuz hic yurtdisina cikmamisken, hatta yurtdisi gezileri simdiki kadar kolay, ucuz ve populer olmadigindan tanidigim kisilerden de pek seyahat hikayeleri duymazken aklimda Venedik'i gorme fikri olusmustu. Izledigim filmlerden, okudugum kitaplardan gelen bir izlenimdi herhalde buyulu bir havasi vardi.


Italya'ya karsi genel olarak bir sempatim oldugundan daha da fazla heyecanlandim bu gezi oncesi. Belki de beklentimin yuksek olmasi ve oncesinde Verona gibi guzel bir sehri gezmis olmam Venedik konusunda hayal kirikligina ugramama neden olmustur. 


Kanallar, gondollar, labirent gibi dar sokaklar, eski yapilar kulaga cok cezbedici geliyor, bir de kartpostal tadinda bir kac fotografina bakinca bambaska bir Venedik yanilsamasi olusuyor.


Allayip pullamadan soylemek gerekirse Venedik fazlasiyla turistik bir sehir. Biz en yuksek sezonunda bile gitmemisken oldukca kalabalikti. Haziran, temmuz ve agustos aylarinda gidenler bir daha asla diyorlar ve o donemde Venedik gezisi onermiyorlar, asiri kalabalik, asiri sicak oldugu ve koktugu icin. 


Cogumuz sonucta turist olarak gittigimizden ''ay cok fazla turist var'' diye yakinmak komik gelebilir kulaga. Aslinda beni turist yogunlugundan daha cok rahatsiz eden sehrin bakimsizligiydi. 


Alt katlarin hediyelik esya ve diger turistik dukkanlarla dolu olmasi yeterince cirkin bir goruntu olusturmuyormus gibi ust katlarda boyalari dokulmus, pencerelerinin kenarindan siyah sivilar akmis, iplere asili camasirlar olmasa icinde insan yasadigina bin sahit evlerle doluydu.


Istedigim bizim belediye binalari gibi tek duze, yeni binalar gormek degil tabi ki. Eski sehirler, binalar, sokaklar en sevdiklerimden ama eski olmakla bakimsizligi, pisligi ayirmak lazim. 
Herhangi bir sehri bile bu halde gormek cok uzucuyken gunde ortalama 50.000 turist alan bir sehir biraz daha bakimli, biraz daha ozenli olabilirdi. Yollarin kenarlarindaki cop yiginlarindan bahsetmek bile istemiyorum. 


Yeme icme konusunda da cok sevdigimiz Italyan mutfagi icin bile kalite ve lezzetin turist sayisiyla ters orantili oldugunu gorduk. 

Bunlar hayal kirikligina ugrama nedenlerimdi ama biz orada oldugumuz surece (butun yazdiklarimi bir kenara koyarak) her anin tadini cikardik. Sehrin insan eliyle henuz mahvedilmemis keyfine varilacak yerleri de var. 


Otelimiz Cannaregio'da oldugundan merkeze her seferinde farkli yollardan gittik, Venedik'te girmedigimiz pek az sokak kalmistir. Adalari birbirine baglayan onlarca kopruden gectik. Aksamlari kanal boyunda oturup suya vuran isiklarin, etraftan gelen muzik seslerinin keyfine vardik.


Venedik kucuk bir yer oldugundan fazla gezi tavsiyesine gerek yok belki ama ozellikle onermek istedigim bir kac sey var:

Icinde gercek bir gondol bulunan, her yana sacilmis kitaplariyla, ev sahibi iki kedisiyle, daha once gorduklerinizden farkli eski ve tuhaf bir kitapci burasi. 









Venedik'in acik ara en iyi dondurmacisi. Sehirde adim basi gelateria'larla karsilasacaksiniz ama hepsini bosverin, her gun buradan alin dondurmanizi, tesekkur edeceksiniz sonra :) (Ozellikle Manet ve Opera'yi denemelisiniz.)

Temsili Fotograf internetten :)

Daha cok lokallerin tercih ettigi bu mekana mutlaka bir sans verin. Lezzet, mekanin sicakligi ve fiyat acisindan cok cok basarili. Murekkep balikli siyah spagettiyi burda denemelisiniz.


Ogle atistirmaligi icin cok cazip bir secenek burasi. Cok tercih edilen bir yer oldugundan ozellikle ogle saatlerinde sira olabiliyor ama bu gozunuzu korkutmasin, sira cok hizli ilerliyor. Zaten siparisi verdikten sonra bir iki dakika icinde makarnanizi alip cevredeki koprulerden birinin merdivenlerine oturup afiyetle yiyorsunuz. Ozellikle denuz urunlu makarna bekledigimden cok daha iyiydi, fazla ''seafood'' insani olmasam da bayildim bu makarnaya. 


Burano fotograflari bir sonraki yaziya kalsin, Venedik'ten bir kac kare daha :