Monday, August 3, 2015

Avrupa Turu : Alpler ( Swiss Alps)


Kalbimin bir kosesini bu daglarda biraktim geldim. Buyuleyici bir doganin icinde tam da istedigimiz gibi asla unutamayacagimiz bir tatil yaptik. Burada gecirdigimiz bir kac gunden bahsetmek istiyorum uzun uzun.

Gezileri planlarken Isvicre'ye bol zaman ayirdik ama bu zamani sadece Zurih'te gecirmek istemedik. Onun yerine Interlaken civarlarinda sadece kafa dinleme amacli bir gezi hayal ettik ve hakkinda neredeyse hic bir sey bilmedigimiz bir yerden otelimizi ayarladik. 

Zurih'teyken kalacagimiz otelin adresini GPS'e girdigimizde adresi bulamadi, biz de GPS koordinatlarini girdik.  Axalp'a yolculugumuz iki saat surecekti. Yolculugun son kisimlarinda daga tirmanmaya basladik. GPS'te otele 9 km kaldigini gosteriyordu ama yol tek seride dusmustu. 
Bu tek serit yoldan done done daga tirmanirken manzara muthisti ama bir yani ucurum olan bu daracik yolda giderken karsidan arac gelirse ne olacak diye korktuk biraz. Adres degil de koordinatlari girdigimiz icin GPS'in bizi bu yoldan getirdigini dusunduk, mutlaka baska bir yol olmaliydi ama yokmus. Tam olarak gelmemiz gereken tek yoldan gelmisiz. 

Ileriki gunlerde bu yolu defalarca kullandik ve ilk seferdeki korku kaybolmustu. Yolun stratejik noktalarinda tam da olmasi gereken yerlerde cepler vardi. Eger 30-50km arasi bir hizla giderseniz(ki daha hizlisi mumkun degil zaten) karsidan arac geldiginde onceden farkedip bu ceplere girip bekliyorsunuz. Ayni sey karsi taraf icin de gecerli. Karsilikli anlasmayla sorunsuz bir sekilde yol alabiliyorsunuz ve selamlasip yolunuza devam ediyorsunuz. 

Axalp dagin ortasinda bir yer, bu bolgede uc bes tane otel var sadece. Biz kaldigimiz otelden cok ama cok memnun kaldik. Otele vardigimizda cok tatli bir teyze karsiladi bizi. Dag manzarali odamiza yerlestik.





Zaman zaman bulutlar odamizla ayni seviyeye geliyordu. Ilk defa ucak disinda asagiya bulutlarin ustunden baktigimi farkettim.


Cicekli balkonumuzda daglara karsi cok guzel kitaplar okudum. Bunlardan biri de LeylakDali Nurşen ablamin hediyesi 'dunya bu kadar' kitabiydi. Kitabi cok begendim, hemen hemen benim yaslarimda birinin boyle bir kitap yazmis olmasina imrendim. Mahir Ünsal Eriş'in diger iki kitabini da okumak icin sabirsizlaniyorum.


Otel fiyat olarak olmasa da sempatikligi ve sicakligi ile daha cok pansiyon havasindaydi. Sabahlari bahcede Isvicre peynirleriyle, tazecik yumurtlarla, balli recelli kahvaltilarimizi ettik. Kahvalti disinda aksam yemegi icin yarim pansiyon secenegi var ama bu yemekler bize hitap etmediginde bizim icin ayri yemekler yaptilar. Bizim sevecegimizi dusundukleri yerel yemeklerden hazirladilar. Dagin basinda fazla bir secenegimiz olmadigindan bu ilgili tavirlari cok iyi geldi. 
Cevrede yapilacak aktivitelerle ilgili ayrintili fikirler verdiler, uzun uzun anlattilar bu aktivitelerin inceliklerini. Hatta feribotla bir yere gitmeyi planladigimizda, biletleri iceride sadece nakit parayla alabilecegimizden, bizde de henuz nakit para olmadigindan ve bolgede para cekebilecegimiz yer olmadigindan, cekince getirirsiniz geri deyip para bile verdiler :)






Axalp bolgesinde ahsap oymaciligi yapiliyor, bununla ilgili yarismalar duzenleniyor, muzesi de var.


Burada yaptigimiz aktivitelerden biri dag yuruyusuydu. Zaten oldukca yuksek bir rakimda bulunan otelden daha da yuksekte bulunan gole ve restauranta dogru yola ciktik. 


Haritada restauranta ulasmak icin bir saat surecek guzergahi gordugumuzde, aman dedim nedir ki, kilometrelerce yuruyoruz surekli, bir saatlik yol. Oyle olmadi tabi, 300 metre yukari yurumusuz. Daha once yaptigimiz yuruyusler neymis diye sordum kendime. Oteldeki teyze bizi bilgilendirirken, otelin onune cikarip, dagin tepesine dogru parmagiyla kucuk bir kulubeyi isaret edip, iste gideceginiz restaurant orasi dediginde tahmin etmeliydim zorlu bir yuruyus olacagini.  
Belcika'da deniz seviyesinde dumduz yollarda, ormanda, parkta yurumeye benzemiyormus. Restauranta ulastigimizda inanilmaz yorulmustum. Bir de zar zor yurudugum bu dik dag yollarini bisikletle cikanlar var. Cogu da yasli teyzeler, amcalardi. Her ne kadar asagi inen yuruyen merdivende yukari cikmaya calisiyorlarmis gibi gozukseler de o yolu cikiyorlar ya sadece bravo diyebiliyorum. 
Bir de biz yuruyus rotasina yanlis yerden baslamisiz, isimizi biraz daha zorlastirmisiz ama manzara harika olunca nereden nereye gittigin aklina bile gelmiyor. Hatta bazen yol olmayan yerlerden gectik, cayirlarin ortasindan tirmandik ama inanilmaz keyif aldik.






Ben surekli Heidi sarkisini soyleye soyleye yurudum zaten, haaaydii, haaaydiii diye diye:)


Yuruyus yolunda da ara ara ahsap oymaciligi eserleri var.




Dogru yolda oldugunuzdan emin olmak icin sari yuruyus isaret levhalarini takip edebilirsiniz.


Burada sadece oturup asagidaki muhtesem gol manzarasina baktigimi saniyorsaniz yaniliyorsunuz. Evet manzara muhtesem ama restauranta 10 dakika kalmasina ragmen yorgunluktan devam edemeyip  soluklaniyorum orada ayni zamanda:)



Restaurantta oturup galon galon su icip, dondurma yedikten sonra muhtesem manzaranin tadini cikara cikara otele donduk. Donus yolu cocuk oyuncagi gibi geldi tabi asagiya dogru indigimizden :)










Buralardaki evler de cok sirindi. 











Kulubenin tepesindeki sincap olsam ben de buralardan ayrilmazdim.








Bir sonraki gune Giessbach selalelerini gezerek basladik. Yukaridayken gordugumuz Brienz golunun kiyisinda bu selaleler. 







Kopruleri kullanarak selalenin arkasina gecebiliyorsunuz.









Giessbach selalelerinden bir bucuk saatlik yuruyusle Iseltwald denen kucuk kasabaya ulasabiliyorsunuz. Bu yuruyus yolu boyunca krema gibi gozuken mint yesili golun kiyisini takip ediyorsunuz. Bu yuruyus hayatimda yaptigim en keyifli yuruyuslerden biriydi. Bir yaninizin gol, diger yaninizin orman, karsida da yemyesil daglar oldugunu dusunun. Bu yolda genc yasli, coluk cocuk bir cok yuruyuscuyle karsilastik, herkes oldukca pozitif, selam vermeden gecen yok. Zaten boyle bir yerde yasayip da negatif olabilmek buyuk basari. 





Iseltwald'a vardiktan sonra feribotla once yurudugumuz yol boyunca bu kez golun ustunden Giessbach'a geri donuyoruz, oradan da Brienz'e geciyoruz.





Bir sonraki gunun planlari Cagri ve benim icin farkli. 
Ben Isvicre acik hava muzesini gezmek istedigimden Ballenberg'e gidiyorum.


Burasi oldukca buyuk bir alana yayilmis bir muze, gez gez bitmiyor. Buradaki yasama dair her sey var burda, eski Isvicre evleri, mutfak arac gerecleri, yerel yemekler, hayvancilik, ahirlar, hayvanlar, ip dokuma atolyeleri, peynir yapimi, degirmenler vs akliniza ne gelirse. Ben butun gunu burada gecirmeme ragmen yarisini falan gezebilmisimdir sadece.
Fotograf makinasi Cagri'da oldugundan burada fotograf cekmedim ben. Sadece orada edindigim bir arkadasimla olan tek bir fotografim var:)


Ben Ballenberg'deyken Cagri da buharli trenle muhtesem manzaralar esliginde dagin en tepesine cikmaktaydi. 












Hayatimda bana en huzur veren, en keyif aldigim gezilerden biri oldu. Hic ayrilmak istemedik burdan ama evimizi de cok ozlemistik. Bir cok yeni yer gormus, dinlenmis ve mutlu olarak evimize donduk. 






17 comments:

  1. looks gorgeous!! beautiful photos!

    x nora
    www.uploading-my-mind.blogspot.fi

    ReplyDelete
  2. O tepedeki restoranda sadece dondurma yemediğinizi söyle lütfen:)
    Her yazıda benzer iç geçirme eşliğinde benzer yorum yapıyorum sanırım ama her fotoğraf ayrı güzel ve canımızı çok çektiriyorsunuz, bu acımasızlık:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Canim restaurant dendigine bakma, cay bahcesi, kafe tarzi bir yer, icecek, dondurma bir de patates kizartmasi tarzinda atistirmaliklar var. Yuruyus yapanlar icin mola yeri gibi aslinda, biraz soluklanip, manzaranin tadini cikarmak icin, oldukca yuksek bir noktada bulunuyor cunku. O bolgede iki uc otel disinda baska bir yer de yok zaten, daga serpistirilmis tek tuk sirin ahsap evler disinda. Tam kafa dinlemelik mekan, orada yasayanlar 150 yasina kadar falan yasiyorlardir bence :))

      Bu arada anneannen ile ilgili yaziyi okudugumda yorum yazmak yerine kart atayim istemistim hem sana hem ona ama kosusturmacalardan firsatim olmadi :( Ne zamandir aklimda, burdan yazayim en azindan, aslinda soyleyecek cok sey var ama, tek kelimeyle ba-yil-dim, hayran oldum anneannene!! Opuyorum ellerinden, yanaklarindan :)

      Delete
    2. Yaaaa canımmmm:) Ne sevinirdi anneannem, ben şimdi söyleyeyim ona, arkadaşım sana hayran olmuş diyeyim aynı etkiyi yaratır. Zaten görünce ayyyy beni mi koydun kızzzz dedi:)))) Meşhur oldun anane artık parmak izini bırak da imza bul kendine hayranların var dedim:))))))

      Dur eklicem:
      O restoranımsı şeyi işletenler inşallah orada yaşıyordur yoksa her gün sadece içecek, dondruma ve patates kızartması satmak için işe o yolu inip çıkarak gelip gidiyorlar deme bayılırım:))))))))

      Delete
    3. Restaurantin cevresinde bir iki klube gibi ev vardi, biz de dusunduk buralarda yasiyorlardir heralde diye. Ve de dondugumuz yolda belirli bir yerden sonra araclarin gectigi patikavari yollar vardi, o yolun basina kadar yuruyup oradan aracla gidiyorlardir bence. :)

      Anneannen imzaya gecmeli bence de, lazim olabilir imza gunlerinde, bugun okuma yazma ogrenirken yarin belli mi olur bir oyku kitabi yazar mesela, ne hikayeler ne anilar vardir onda; dinlemeye, okumaya doyulmaz :))

      Delete
  3. Bayıldım, her bir kare ayrı güzel, asıllarını düşünemiyorum bile, içinize sinsin canım, daha nice gezmelere olsun. Bu arada kitabın bu kadar güzel bir manzarada okunduğuna çok mutlu oldum. Yazarı bilseydi anında yeni bir kitap daha yazardı :) Sevgiler...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Cok tesekkur ederiz Nurşen ablacim, kitap icin de tekrar tesekkur ederim :) Bu yazarin kitaplarindan daha da hevesle bekledigim bir kitap var, senin kitabini da boyle huzurlu bir ortamda, keyifle okumayi diliyorum en yakin zamanda..

      Biz de sevgiler, selamlar gonderiyoruz, opuyoruz seni kocaman :)

      Delete
  4. ne güzel yerler, ne güzel fotoğraflar... pazar pazar içim açıldı :)

    ReplyDelete
  5. Harikasınız ! ! :))) Bayılıyorum gezdiğiniz yerlere, güzel enerjinize ve muhteşem gülüşünüze :))) Artık iş yoğunluğundan ihmal ediyorum blogu, nadiren açtığımda da senin bir postunu görürsem çok sevinerek açıp bakıyorum :)) Görünen o ki cennete gidip gelmişsiniz bu sefer :) Paylaştığın nefis kareler için teşekkürler Yasemencim.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Cok tesekkurler Burcucum, ozlemisim yorumlarini :) Ben de bloglari firsat buldukca okumaya calisiyorum ama yorum yazmaya her zaman imkan olmuyor. Ceren'le renklenen hayatinizi izlemek cok keyifli, opuyorum onu da kocaman :))

      Delete
  6. isviçre'ye daha hiç gidemedik. çok pahalı olduğunu söylüyorlar. gerçekten öyle mi?
    ama en çok sevdiğim tarzda bir gezi olmuş. az insan, bol gökyüzü ve ağaçlar ve göller.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Isvicre simdiye kadar gezdigim ulkeler icinde en pahalisiydi herhalde. Pahali denen Norvec ve Isvec'te bile bu kadar farketmemistim fiyatlarin ucuklugunu. Ama Airbnb ile mutfakli bir ev ayarlayip yeme icme masrafini azaltirsaniz bu tarz bir gezi icin fazla bir masrafiniz olmayacaktir, mutlaka gitmelisin bence, cok cok keyifliydi :)

      Delete
  7. Yeşile, maviye doymak bu olsa gerek. Ne kadar keyifli ve ne kadar güzel bir gezi olmuş. Ben de burada yürüyüş yapmak için ölürdüm herhalde. Sabah kalkıp mis gibi bir kahvaltı yapmak, ardından telaşssızca ikinci bardak kahveni ya da çayını içmek, çantanı sırtın atıp dağ yollarına düşmek. Öyle uzun zamandır çılgın kalabalıktan uzaklara gitmek, yeşilin tadını çıkarmak için özlem duyuyorum ki. Buraları insanın ömrünü uzatır herhalde. Hayata mecburen gülümseyerek bakarsın :)

    Yazdım bir kenara bu tatilin adını. Kuzey'i de yanıma alarak bu yolu yürümek şart oldu.
    Sevgiler Yasemen.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ah Ozlem oyle guzeldi ki, tadi damagimda kaldi, cok sansli buralarda yasayanlar diye dusundum. Bir de oralarda gezerken aklima siz geldiniz, Kuzey de yurumeli buralarda diye gecti aklimdan, yorumunu okuyunca gulumsedim o yuzden, bence planlariniza dahil edin hemencecik :) Sevgiler..

      Delete
  8. selam Yasemen. Pek gezenti sayılmam ama görmek istediğim bir kaç yerden biridir Alp'ler.

    Henüz keşfe çıkamadım ama blogun çok zengin duruyor. Bu yazı ile ilgili rahatsız olduğum nokta: çok fazla fotoğraf olması. Az ve öz olsa benim için daha etkili olurdu, tabi ki tercih meselesi.

    ReplyDelete