Wednesday, January 2, 2013

Ingiltere denince...


Yagmur.. (Hemen hemen her gunumuz yagmurlu gecti.)


Ingiliz aksani.. (Bazilari kulaga cok hos gelen bazilari da hiiic anlasilmayan sayisiz Ingiliz aksani duyduk.)


Tersten akan trafik.. (ve buna alisik olmayanlar icin uyarilar)


Avrupa Birligi uyesi olmasina ragmen Euro yerine kullanilan Pound..


Cift katli kirmizi otobusler.. (double decker bus)


Cab denen sirin taksiler..





Kirmizi telefon kulubeleri..

Sicak ve soguk su icin iki ayri musluk..


Cok eski ve buyuk metro agi ve mind the gap uyarisi..



London Eye..



Big Ben..


Iskoc ezgileri..


Buzla icilen meyveli bira Cider (Pub kulturu ve bira olcusu olarak Pint)


Bes cayi.. (ve yanindaki ikramlari)


Tower Bridge..(Mutlaka gece gormek gerek.)


Ingiliz kahvaltisi.. Fasulyeli de olsa seviyorum ben:) 

(Bir de Marmite(yeast extract) denen bir sey var, slogani ''ya seversin ya nefret edersin''-you either love it or hate it-, her zaman yeni seyler deneme konusunda oldukca hevesli olan ben ilk deneyisimde nefret edenlerden oldum, hatta hayatimda deneyip de yuzumu bu kadar burusturan tek sey bu Marmite olabilir.

Denemek isteyenlere tavsiyem kizarmis ekmegin uzerine belli belirsiz incecik bir tabak halinde surulup yaninda peynir, fistik ezmesi..vs ile yemeleri, o sekilde daha yenilebilir oluyormus. Tam bir vitamin deposu oldugu icin ozellikle vejeteryanlar icin iyi bir besin oldugu soyleniyor. Ilk defa Marmite deneyen turistler ile ilgili bir suru video var, hatta urunun kendi reklamlarinda bile Marmite'in tadinin igrencligi konu ediliyor. 


Denemeden dondugumuz Fish & Chips 

Hatira olarak aldigim kartpostallarla bu postu bitiriyorum, devami gelecek :)









No comments:

Post a Comment