Tuesday, April 9, 2013

Saglikli fast-food da olabiliyormus: Pret a Manger ..

Ingiltere'de her adimda karsimiza cikan bu hazir yemek zinciri bir cok acidan benim favorim oldu. Reklam yazisi gibi olacak ama neden bu kadar sevdigimi yazmazsam olmaz :)


Urun yelpazesi cok cesitli ve urunler kesinlikle cok lezzetli. Fiyatlari da uygun. Daha onemli olan nokta da yiyeceklerin katkisiz ve gunluk olarak hazirlaniyor olmasi. Yiyeceklerin uzerinde kesinlikle son kullanma tarihi yok, ertesi gune kalan urunleri asla rafa koymuyorlar ama zaten o kadar yogun isliyor ki, gun icinde bile sık sık yeni urunler konuyor, ertesi gune pek bir sey kaldigini sanmiyorum. Satamadiklari urunleri evsizler ve kimsesizler icin yardim kuruluslarina veriyorlarmis.



Urunlerin her biri el uretimi olmasina ve sayisiz subesi olmasina ragmen her birinde ayni standarti ve kaliteyi yakalamislar.


Sebze ve meyveler baska ulkelerden ithal edilip, ucaklarda dondurucularda saklanan urunlerden degil. Bunu sacma ve gereksiz bulduklarini yazmislar urunlerin ustune, hak vermemek elde degil. Urunleri en taze sekliyle sunmak icin de mutfaklarini subelerin mumkun oldugu kadar yakinina kurmuslar.



Ayrica urunlerin uzerine yazdiklari notlar da hem esprili hem de soylemek istedikleri seyleri itici olmadan ve vurucu bir sekilde ifade etmelerini saglamis.

Pecetenin uzerinde yazan: ''Eger gorevli size ihtiyaciniz olandan fazla koca bir demet pecete verirse lutfen ona kotu bir bakis atin'' gibi :)



Ayrica urunlerin ambalajlanmasinda kullanilan butun maddeler geri donusumlu maddeler. Aldigim bir kekin uzerinde kucuk bir parca plastik kaplama vardi, uzerinde de soyle bir not:


Geri donusum konusundaki yaklasimlarinin onemini vurgulamak icin buralardaki cop olayindan bahsetmek gerekiyor biraz.

Buraya tasindigimizda çöp konusundaki hassasiyetlerini gorunce sasirmistik. Plastik, metal, ev copu, bahce copu, kagitlar icin ayri ayri ozel posetler kullanmaniz gerekiyor ve belirli gunlerde belirli copleri disari cikartabiliyorsunuz. Bunun icin sokaklara gore duzenlenmis takvimi takip etmek gerekiyor. Sokaklarda sadece kucuk copleri atabileceginiz cop kutulari var. Aman ne olacak ki gider bir yere atarim gibi bir sey mumkun degil. Camlar ise sehirlerde belli yerlere konulmus konteynirlara atilabiliyor sadece, renkli ve beyaz camlari ayirarak ve kapaklarini cikartarak.

Daha buyuk copleriniz varsa, koliler, eski mobilyalar vs bunlari da konteynir parklara goturmek gerekiyor ve atabilmek icin kilo basina belirli bir miktar para oduyorsunuz.

Bir onceki Ingiltere gezimizde cizme almistik ve elimizde koca ayakkabi kutusuyla gezip, otele tasiyip,  bir de valize sigdirmaya calisip eve getirmeyelim diye, kutusunu birakabilir miyiz diye sordugumuzda ne yazik ki birakamazsiniz demislerdi magazadan.

Dinlenmek ve karnimizi doyurmak icin Pret a Manger'ye girmistik, cikarken de doga dostu bir zincir oldugunu bildigimizden bizi yonlendirirler diye kutuyu atabilecegimiz konteynir vs tarzi bir yer var mi diye sormustuk, sordugumuz kisi kutuyu oraya birakabilecegimizi soylediginde hem sasirmis hem de sevinmistik. Bu da gozumuzde bir arti olarak kaldi.

Pret a Manger'lerden birini gordugunuzde gonul rahatligi ile girebilirsiniz :)




http://www.pret.com

2 comments:

  1. Ben tek kelimeyle bayıldım buraya. Ürün çeşitleri de harika. Gözüm döndü resmen. Fotoğrafları yakınlaştırıp da böyle didik didik baktım:) O kuru meyveleri de çok sevdim ki zaten normalde de bayıla bayıla yerim. Geçenlerde burada kuru muz ve şeftali bulduk bir de çilek. Çilek harika muz da orta karar ama şeftaliyi attım o kadar yapmacık o kadar şekerli ve çirkindi ki şaşırdık. Bir şeyde de kullanamadık dura dura bozuldu sonunda atıldı. Ayrıca günlük hizmet fikri de süper. Böylelikle her şey taptazecik oluyor zaten doğalmış da ohh..Bir de artanları evsizlere vermek ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak kadar güzeli yok. Türkiye'de hala deli gibi yemek atılıyor. Bir defasında Antalya'da gittiğimiz beş yıldızlı bir otelde( beş yıldızlı olduğunu bilerek belirttim aslında vahamiyeti için durumun) O kadar çok yemek atıldığını gördüm ki şaşırdım. Yetkiliyi isteyip bir güzel fırçaladım. Binbir türlü bahane saydı tabi de işte gönlü yokmuş yapmaya demek. Neredeyse adamın sinirden gırtlağına yapışacaktım o derece. Bir tepsiden ufacık dilim alınmış diyelim ki o tepsiyi komple atıyorlar. Dedim yazık günah. Yok bulamıyorlarmış verecek kimseyi yok yemiyormuş insanlar falan. Neyse yani bilinç çok önemli. Bizim mantaliteyle 40 fırın değil 40440440440 fırın falan ekmek yememiz lazım bu aşamaya gelmemiz için. Helal olsun diyorum. Ayrıca çok da canım çekti. Bu fotoğraflar pek tehlikeli:) Uyarı yazısı yaz sen başlığa açlar, gebeler, gurbettekiler temkinli okusun diye:):)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de cok sevdim Tugbacim, zaten baksana uzuun uzun yazmisim hakkinda:)

      Atilan yemekler konusunda da cok haklisin. Gecen derste bir konuda gecmisti. Yapilan arastirmalar sonucu su belirtilmis : atilan yiyeceklerin parasi gelismekte olan ulkelere yapilan yardim paralarindan 5 kat daha fazlaymis. Durum oldukca vahim yani :(

      Keske her konuda bilincli davranabilsek..

      Delete