Skip to main content

Posts

Showing posts from June, 2011

Lamia ve Rintintin..

Yillara meydan okuyan Lamia ve kucucuk ficicik ici dolu tursucuk Rintintin. Biz onlari cok sevdik. Lamia simdi bizden uzakta olsa da, Rintintinin fazla yalniz kalmayacagini umuyoruz..






Tungri-run

Mayis ayinda Tongeren de duzenlenen kosu etkinligiydi. Sehrin tamamini dolasan parkurlarda baslayan ve stadyumda sonlanan bu kosu, kosucu olarak katilamasak da izleyici olarak katildigimiz bir etkinlik oldu. Hava cok guzel oldugundan herkes sokaklardaydi. Biz de bu guzel gunun tadini cikardik..




















http://www.tungrirun.be/

Biraz da yemek..

Benim icin yeni bir seyler denemek, hic bilmedigim yemeklerin, iceceklerin, tatlilarin tadina bakmak harika bir deneyim olsa da; evimizde kendi yaptigimiz bir kismi turk mutfagina ait bir kismi da bize ait uydurma yemeklerin keyfini cikarmanin tadi da bir baska.


Sabah kahvaltisinda guzel bir cig borek..




Ellerimizle sardigimiz ama hemencecik bitiveren yaprak sarmasi..









Midye tava ya da kalamarin yaninda iyi giden taratordan oldukca farkli olan tarator, taratur, ya da talatur.. adini hic tutturamiyorum bunun ama bol sarimsakli, nar eksili, yogurtlu, zeytinyagli, cogu zaman borulceli bu muhtesem yiyecegin tadina varmak icin adini bilmeye gerek yok :)








Kafamiza gore yaptigimiz yalanci Bruschetta'lar..









      Can sikintisindan kendime hazirladigim karisik tabak..

ijscasino..

Bir dondurmaci bu. Ama alistigimizdan biraz farkli. Fiyat- performans orani oldukca iyi. 1 top dondurma icin sadece 1€ veriyorsunuz ve zaten  2. topu yemeniz mumkun degil. O kadar buyuk bir top veriyorlar ki. Hem oyle donmus krema gibi degil gercek dovme dondurma, cesit cesit. Ondan da olsun bundan da olsun demek yerine her defasinda sadece birini denemek en mantiklisi. O birini bitirmek bile bazen zor olabiliyor.

http://www.ijscasino.be






Kisa Bruksel ziyaretimiz

Belcika'ya tasindiktan sonra kosusturmacalardan, yerlesme telasindan Bruksel'de yasayan amcamlari ziyaret etmemiz biraz gecikti.


Sonunda bir pazar gunu atladik Lamia'ya amcamlara gittik. Hasret giderme, muhabbet, yemeklerden sonra Vildan ve Sukru ile ufak bir Bruksel turu yaptik.


Meshur Mannaken-pis heykelini gorduk, bir kafede bir seyler ictik, waffle yedik, sokaklarda dolasirken Cagri'nin cocuklugunda sahip oldugu bir oyuncagi gorduk bir vitrinde,  kisa bir meydan turundan sonra Tongeren'e donduk. En yakin zamanda Bruksel'e gidip hakkiyla gezmeyi planliyoruz.




















De zwarte stok

Tongeren'deki ikinci duragimiz Robert'in yeriydi. Riemst'e bagli olan Millen'deki bu ciftlik evini Robert ve esi isletiyorlardi. Bizim kaldigimiz kisim daha once Robert'in ailesinin yasadigi kocaman bir dubleks evdi. Bunun disinda otel odasi seklinde kiralanan kisimlar da var.


http://www.dezwartestok.com/









Millen icinde sadece bakkal denebilecek kucuk bir market ve bir kilise olan ve cesitli ciftlik hayvanlarinin bolca bulundugu bir yerdi.. Hatta oyle ki Riemstin icinden arabayla gecerken sadece kokudan dolayi orada oldugunuzu anlarsiniz. Zaten bizim odalar da inek manzaraliydi.






Bir diger ilginc durum da sehre ve eve hakim olan urkutucu havaydi. Bunun sebebi de evin bahcesindeki kafasi kesik kus heykeli, kafasi kesik inek heykeli, evdeki burnu kanayan insan vb. gibi soyut resimler,  bir hikayesi var gibi duran bebek besigi, sokagin ortasinda elinde bicak ile kedinin kuyrugundan tutan seytanimsi yaratik heykeli olabilir.  Bu arada evdeki resimleri Robert'in esi yapi…

Regulierenplein 30

‘Regulierenplein 30’ nam-I diger ‘piyanolu ev’ Tongerene yolu dusmus hemen herkesin tasinmadan onceki ilk duragi. 


Salondaki piyanosuyla, ilginc sifon sistemiyle, garip bahcesiyle tuhaf bir dubleks ev. 









Aradan daha sadece 4 ay bile gecmis olsa sanki cok uzak bir zaman diliminde buralara cok yabanciyken yasadigimiz bir ani animsatiyor. Ilk geldigimiz aksam GB ye gidisimiz, Volkan ve Merve ile  Tongeren’deki ilk karsilasmamiz, ayni yerden ucuncu kere gecisimizde bile taniyamadigim sokaklar,  ogrendigimiz ilk kelimeler ‘te huur’, ‘te koop’, Aysegul, Cem ve sevimli ogullari daghan ile tesadufen karsilasip tanismamiz, Mike ve Christine’i kapimizda bulmamiz, bizim disimizda herkesin rengarenk kostumler icinde oldugu festivale akmamiz, ilk  ve suana kadar ki tek gece kulubu maceramiz hep bu zamanlardi.














Buranin merkezindeki alisveris merkezi Julianus’u kapali oldugu gun ziyaret edip, aslinda gordugumuzden daha buyuk oldugunu anlamamiz bir kac ayi bulsa da sansli oldugumuz anlar da vardi. Geldigi…