Thursday, June 30, 2011

Lamia ve Rintintin..

Yillara meydan okuyan Lamia ve kucucuk ficicik ici dolu tursucuk Rintintin. Biz onlari cok sevdik. Lamia simdi bizden uzakta olsa da, Rintintinin fazla yalniz kalmayacagini umuyoruz..






Tungri-run

Mayis ayinda Tongeren de duzenlenen kosu etkinligiydi. Sehrin tamamini dolasan parkurlarda baslayan ve stadyumda sonlanan bu kosu, kosucu olarak katilamasak da izleyici olarak katildigimiz bir etkinlik oldu. Hava cok guzel oldugundan herkes sokaklardaydi. Biz de bu guzel gunun tadini cikardik..




















http://www.tungrirun.be/

Biraz da yemek..

Benim icin yeni bir seyler denemek, hic bilmedigim yemeklerin, iceceklerin, tatlilarin tadina bakmak harika bir deneyim olsa da; evimizde kendi yaptigimiz bir kismi turk mutfagina ait bir kismi da bize ait uydurma yemeklerin keyfini cikarmanin tadi da bir baska.


Sabah kahvaltisinda guzel bir cig borek..




Ellerimizle sardigimiz ama hemencecik bitiveren yaprak sarmasi..









Midye tava ya da kalamarin yaninda iyi giden taratordan oldukca farkli olan tarator, taratur, ya da talatur.. adini hic tutturamiyorum bunun ama bol sarimsakli, nar eksili, yogurtlu, zeytinyagli, cogu zaman borulceli bu muhtesem yiyecegin tadina varmak icin adini bilmeye gerek yok :)








Kafamiza gore yaptigimiz yalanci Bruschetta'lar..









      Can sikintisindan kendime hazirladigim karisik tabak..











Mikrodalgadaki ilk islak kek denemesi.. Tadi gercekten guzel olmakla birlikte sadece 10 dakikada yemeye hazir hale gelmesi ayri bir guzellik...







ijscasino..

Bir dondurmaci bu. Ama alistigimizdan biraz farkli. Fiyat- performans orani oldukca iyi. 1 top dondurma icin sadece 1€ veriyorsunuz ve zaten  2. topu yemeniz mumkun degil. O kadar buyuk bir top veriyorlar ki. Hem oyle donmus krema gibi degil gercek dovme dondurma, cesit cesit. Ondan da olsun bundan da olsun demek yerine her defasinda sadece birini denemek en mantiklisi. O birini bitirmek bile bazen zor olabiliyor.

http://www.ijscasino.be






Wednesday, June 29, 2011

Kisa Bruksel ziyaretimiz

Belcika'ya tasindiktan sonra kosusturmacalardan, yerlesme telasindan Bruksel'de yasayan amcamlari ziyaret etmemiz biraz gecikti.


Sonunda bir pazar gunu atladik Lamia'ya amcamlara gittik. Hasret giderme, muhabbet, yemeklerden sonra Vildan ve Sukru ile ufak bir Bruksel turu yaptik.


Meshur Mannaken-pis heykelini gorduk, bir kafede bir seyler ictik, waffle yedik, sokaklarda dolasirken Cagri'nin cocuklugunda sahip oldugu bir oyuncagi gorduk bir vitrinde,  kisa bir meydan turundan sonra Tongeren'e donduk. En yakin zamanda Bruksel'e gidip hakkiyla gezmeyi planliyoruz.




















De zwarte stok

Tongeren'deki ikinci duragimiz Robert'in yeriydi. Riemst'e bagli olan Millen'deki bu ciftlik evini Robert ve esi isletiyorlardi. Bizim kaldigimiz kisim daha once Robert'in ailesinin yasadigi kocaman bir dubleks evdi. Bunun disinda otel odasi seklinde kiralanan kisimlar da var.


http://www.dezwartestok.com/









Millen icinde sadece bakkal denebilecek kucuk bir market ve bir kilise olan ve cesitli ciftlik hayvanlarinin bolca bulundugu bir yerdi.. Hatta oyle ki Riemstin icinden arabayla gecerken sadece kokudan dolayi orada oldugunuzu anlarsiniz. Zaten bizim odalar da inek manzaraliydi.






Bir diger ilginc durum da sehre ve eve hakim olan urkutucu havaydi. Bunun sebebi de evin bahcesindeki kafasi kesik kus heykeli, kafasi kesik inek heykeli, evdeki burnu kanayan insan vb. gibi soyut resimler,  bir hikayesi var gibi duran bebek besigi, sokagin ortasinda elinde bicak ile kedinin kuyrugundan tutan seytanimsi yaratik heykeli olabilir.  Bu arada evdeki resimleri Robert'in esi yapiyormus, sanirim sanat tarihi tarzi bir sey okumus, evde ansiklopedi tarzinda sanatla ilgili eserler de vardi.








Guzel seyler de vardi Millen'de. Muhtemelen 50. yildonumlerini kutlayan ciftin evlerinin onundeki kadin-erkek heykeli, cicekler...




Bir de kipir kipir kopekleri vardi Robertlarin, ismi fifi.. Giren cikan kim varsa etrafinda kosusturan duz kopek.


Sehirden biraz uzak oldugundan ve ben henuz araba kullanmiyor oldugumdan bir iki hafta bu evde mahzur kaldim denebilir. Neyse ki arada Tongeren ziyaretlerimiz ve Merve'nin bana ziyaretleriyle biraz degisiklik yasadim.. Kucucuk dedigim yerde bakkali bile bulamamistik Merve'yle, yemek yemek icin bir yerler ararken tek bir restaurant bulmus ama buranin da sadece sali, carsamba, persembe sabah 2saat, oglen 3 saat gibi abuk subuk saatlerde ve kisacik surelerde acik oldugunu ogrenince agzimiz bir karis acik kalmisti. Ama bizim kendi imkanlarimizla bahcede yaptigimiz kahvalti orada yiyecegimiz yemekten kat kat daha guzeldi.



Regulierenplein 30

‘Regulierenplein 30’ nam-I diger ‘piyanolu ev’ Tongerene yolu dusmus hemen herkesin tasinmadan onceki ilk duragi. 


Salondaki piyanosuyla, ilginc sifon sistemiyle, garip bahcesiyle tuhaf bir dubleks ev. 









Aradan daha sadece 4 ay bile gecmis olsa sanki cok uzak bir zaman diliminde buralara cok yabanciyken yasadigimiz bir ani animsatiyor. Ilk geldigimiz aksam GB ye gidisimiz, Volkan ve Merve ile  Tongeren’deki ilk karsilasmamiz, ayni yerden ucuncu kere gecisimizde bile taniyamadigim sokaklar,  ogrendigimiz ilk kelimeler ‘te huur’, ‘te koop’, Aysegul, Cem ve sevimli ogullari daghan ile tesadufen karsilasip tanismamiz, Mike ve Christine’i kapimizda bulmamiz, bizim disimizda herkesin rengarenk kostumler icinde oldugu festivale akmamiz, ilk  ve suana kadar ki tek gece kulubu maceramiz hep bu zamanlardi.














Buranin merkezindeki alisveris merkezi Julianus’u kapali oldugu gun ziyaret edip, aslinda gordugumuzden daha buyuk oldugunu anlamamiz bir kac ayi bulsa da sansli oldugumuz anlar da vardi. Geldigimiz gunun ertesinde Maastricht’te bittiginde insanlarin agladigi ve bu bitisi sali aksami festivalin simgesi yasli teyzenin heykelini indirerek gerceklestirdikleri, alkolun ve renklerin su gibi aktigi festival vardi. Volkan, Merve, Aysegul, Cem, Daghan, Buket, Oguz ve sonradan bizim icin daha onemli olacak olan Robert ile festivalin tadini cikardik.  























Kiralik ev aramalarimizdan sonra buldugumuz evin bir ay kadar sonraya girilebilir oldugunu ogrenince biraz da pahali olan bu 30 numaradan tikanmis bir tuvalet ve kirik bir bardak disinda hasar vermeden robertin yerine tasindik. Regulierenpleinci teyze ve amcanin anahtar teslim edecegimiz sirada buyuk sans eseri evde olmamasi nedeniyle anahtari komsuya birakip, tuvalette ilgili aciklama yaparak ve bir sure o sokaktan gecmemeye calisarak ayrildik.