Skip to main content

Posts

Showing posts from June, 2011

Tongeren Kosusu -Tungri-run

Mayis ayinda Tongeren de duzenlenen kosu etkinligiydi. Sehrin tamamini dolasan parkurlarda baslayan ve stadyumda sonlanan bu kosu, kosucu olarak katilamasak da izleyici olarak katildigimiz bir etkinlik oldu. Hava cok guzel oldugundan herkes sokaklardaydi. Biz de bu guzel gunun tadini cikardik..




























http://www.tungrirun.be/

Konaklama: De zwarte stok

Tongeren'deki ikinci duragimiz Robert'in yeriydi. Riemst'e bagli olan Millen'deki bu ciftlik evini Robert ve esi isletiyorlardi. Bizim kaldigimiz kisim daha once Robert'in ailesinin yasadigi kocaman bir dubleks evdi. Bunun disinda otel odasi seklinde kiralanan kisimlar da var.


http://www.dezwartestok.com/










Millen icinde sadece bakkal denebilecek kucuk bir market ve bir kilise olan ve cesitli ciftlik hayvanlarinin bolca bulundugu bir yerdi.. Hatta oyle ki Riemstin icinden arabayla gecerken sadece kokudan dolayi orada oldugunuzu anlarsiniz. Zaten bizim odalar da inek manzaraliydi.







Bir diger ilginc durum da sehre ve eve hakim olan urkutucu havaydi. Bunun sebebi de evin bahcesindeki kafasi kesik kus heykeli, kafasi kesik inek heykeli, evdeki burnu kanayan insan vb. gibi soyut resimler,  bir hikayesi var gibi duran bebek besigi, sokagin ortasinda elinde bicak ile kedinin kuyrugundan tutan seytanimsi yaratik heykeli olabilir.  Bu arada evdeki resimleri Robert'in esi yapi…

Belcika'da ilk gunler- Regulierenplein 30

‘Regulierenplein 30’ nam-I diger ‘piyanolu ev’ Tongerene yolu dusmus hemen herkesin tasinmadan onceki ilk duragi. 


Salondaki piyanosuyla, ilginc sifon sistemiyle, garip bahcesiyle tuhaf bir dubleks ev. 











Aradan daha sadece 4 ay bile gecmis olsa sanki cok uzak bir zaman diliminde buralara cok yabanciyken yasadigimiz bir ani animsatiyor. Ilk geldigimiz aksam GB ye gidisimiz, Volkan ve Merve ile  Tongeren’deki ilk karsilasmamiz, ayni yerden ucuncu kere gecisimizde bile taniyamadigim sokaklar,  ogrendigimiz ilk kelimeler ‘te huur’, ‘te koop’, Aysegul, Cem ve sevimli ogullari daghan ile tesadufen karsilasip tanismamiz, Mike ve Christine’i kapimizda bulmamiz, bizim disimizda herkesin rengarenk kostumler icinde oldugu festivale akmamiz, ilk  ve suana kadar ki tek gece kulubu maceramiz hep bu zamanlardi.


















Buranin merkezindeki alisveris merkezi Julianus’u kapali oldugu gun ziyaret edip, aslinda gordugumuzden daha buyuk oldugunu anlamamiz bir kac ayi bulsa da sansli oldugumuz anlar da vardi. Geldigi…

Baslangic..

Aslinda baslamak icin biraz gec kaldim sayilir.  
Yazacaklarim da yaklasik 5 aydir hafizamda yer eden ya da zihnimi zorladikca hatirladigim seyler olacak. Tabi bu surecte  hayat akmaya devam edecek, biraz ondan biraz bundan gunu yakalamaya calisacagim.  


Hikaye 4 Mart’ta evliligimizin birinci ayini doldurmaya bir gun kala basliyor.  Turkiye’deki Bursa, Aydin, Istanbul ve Ankara kosusturmacalarindan sonra valizlerimiz ve sirt cantamizla once Esenboga Havaalaninda basliyor yolculugumuz, Sabiha Gokcen’den yaptigimiz aktarmayla Bruksel’e dogru sakin ama yeni bir hayata baslamanin heyecaniyla ucuyoruz.  Havaalaninda bizi amcam karsiliyor.  


Turkiye’den 3 saat kadar uzak kaldigimiz icin tabi ki hemen Metin Pide’ye gidiyor ve karnimizi doyuruyoruz. Sonra bir kac ay bizim kahrimizi cekecek, butun getir gotur islerimizi  yapacak Lamia(96 model koyu yesil toyota corolla)’yi da alarak yeni yuvamiz Tongeren’e dogru yola cikiyoruz calismadigini sandigimiz GPS cihazimiz ile ve dilini anlamadigimiz tra…