Wednesday, November 16, 2016

2016 kitaplarindan..




2016 senesi kitap okuma acisindan oldukca verimli bir yil oldu benim icin. Gectigimiz gunlerde Goodreads 2016 Reading Challenge icin belirledigim ( Leylakdali Nurşen ablamdan aldigim ilham ve 2balik Esranin ara ara verdigi gazlarin sagladigi motivasyonla :) 120 kitap olarak belirledigim hedefimi tamamlayinca okuduklarimin arasindan bende ayri bir iz birakan 5 kitabi paylasmak istedim.

Sectigim kitaplar bu sene okudugum en iyi kitaplar listesi degil, sadece benim icin digerlerinin arasinda bir tik one cikan kitaplar. Cunku okuyacagim kitaplari belirlerken cogunlukla su aralar belki de tek sosyal media aktivitem olan Goodreads arkadaslarimin degerlendirmelerini ve bloglarda okudugum kitap yorumlarini dikkate almistim. Bu da okuduklarim konusunda hayal kirikligina ugrama oranini dusurdu. Bu sene okudugum kitaplarin buyuk bir cogunlugunu sevdim, okumasaydim da olurmus dedigim az sayida kitap oldu. Ama asagidaki kitaplardan ayrica bahsetmesem olmazdi. 

Kuş Kadın (Finy Petra



O kadar buyuk bir beklentiyle baslamistim ki bu kitabi okumaya, bunun kitap ile ilgili hislerimi etkileyeceginden, normalde cok sevebilecekken bu yuksek beklenti nedeniyle hayal kirikligina ugrayabilecegimden korkmustum, ama oyle olmadi. Macar yazar Finy Petra'nin ilk kitabi Kuş Kadin beni cok etkiledi, basit ama tuhaf hikayesi, karakterler, doganin bu sekilde hikayeye yedirilmis olmasi benim icin bu kitabin ozel bir yere sahip olmasini sagladi. 

Oyle ki bahcemizde yumurtadan cikan ama ailesinin butun uyeleri ucup gittikten sonra tek basina kalan ve ucmayi ogrenemeyen, calilarin arasina saklanarak hareket etmeden durarak kendini (mahallenin kedilerinden) korumaya, gizlemeye calisan kusa PetraFiny (boyle seslenmek daha cok hosuma gittiginden) ismini vermistim. 

 PetraFiny'yi bir suredir gormuyorum, umarim ucmayi ogrenmis ve kisi atlatabilecegi bir yer ve yeni arkadaslar bulmustur. 



Momo en de tijdspaarders (Michael Ende)



Uzun zamandir okumak istiyordum Momo'yu, iyi ki fazla ertelememisim, Ende'nin diger kitaplari icin de merak uyandirdi bende. Ozellikle Het Oneindige Verhaal (Bitmeyecek Oyku) ve sanirim Hollandaca basimi olmayan Ozgurluk Hapishanesi okumayi cok istediklerimden. Cocuk kitaplari okumuyorsaniz bile bu kitaba bir sans verin, belki fikriniz degisir :)

The Ultimate Hitchhiker's Guide ( Otostopcunun Galaksi Rehberi serisi) (Douglas Adams) 


Benim icin her zaman ayri bir yeri olan bu seri orijinalinde 5 kitaptan olusuyor. Turkce olarak Otostopcunun Galaksi Rehberi- Besibiryerde ismiyle ciltli halde bulabilirsiniz. Ilk kitabin filmi de var ama ben yine de kitaplar diyorum.


Bu kitap blogumun isim babasi ayni zamanda. Asil istedigim yine icinde ''42'' barindiran farkli bir adres olsa da, o zamanlar daha bloglarin B'sinden haberi olmayan ben sectigim adresin yerine blogspot'un onerdigi bu super akilda kalici, harika (!) adresi almistim, ne farkeder ki diye :)

Oncelikle bu kitap serisinin herkesin zevkine uygun olmadigini soylemem gerek. Bir kere asiri derecede absurd. Benim icin kitabi cok ozel yapan bu absurdluk baskalari icin sacma, sıkıcı ya da anlamsiz gelebilir.  Hayata dair teorilerime benzer fikirler cok guzel bir sekilde kagida dokulmus bu kitaplarda. O kadar seviyorum ki nasil anlatacagimi bilemiyorum :)



 Kinderen van Moeder Aarde (Thea Beckman)


Her ne kadar bu kitabin Turkce ya da Ingilizce cevirisi olmasa da yazmadan gecemedim, cunku sadece bu sene icinde degil hayatim boyunca oldugum en guzel kitaplardan biri. Uclemenin ilk kitabi olan Kinderen van Moeder Aarde'yi okurken yazar Thea Beckman ile oturup konusmusuz, ona dunya duzeni ile yasamla ile ilgili dusuncelerimi anlatmisim, o da bunlari hikayelestirip kitap haline getirmis gibi hissettim. 
Bildigim kadariyla sadece Almanca cevirisi (Kinder der Mutter Erde) var. Eger Hollandaca ya da Almanca biliyorsaniz mutlaka ama mutlaka okumanizi tavsiye edecegim kitaplardan biri. 

Parasız Yatılı (Füruzan)



Cok merak ettigim Füruzan'in okudugum ilk kitabi, simdiye kadar neden okumamisim ki dediklerimden. Kitapta oyle sicak, oyle yurege dokunan hikayeler, oyle guzel tasvir edilmis karakterler var ki (ilk iki hikayenin tarzi benim icin biraz zorlayici olsa da) zaman zaman acip tekrar okumak isteyecegim bir kitap. 


Kitaplardan biraz fazla hevesli ve coskulu bahsetmis olabilirim ama dedigim gibi bunlar tamamen benim sahsi dusuncelerim. Henuz okumadigim bir kitapta gecen su satirlardaki gibi :

“Bir roman kahramanı mesela. Kitapta bir laf eder. Altı çizilecek cilalı cümlelerden değil ama, kendi halinde bir cümle. Bir tek sen cımbızlarsın onu kitabın kalabalığından. Sırf sana bir şey anlatır o cümle. Başka herkese susar.” 

Keyifli okumalar :)

14 comments:

  1. great post dear :)
    kisses

    http://itsmetijana.blogspot.rs/

    ReplyDelete
  2. Ayy canım ya, önerdiğim iki kitabı ve senin de 120 ye ulaştığını görmek çok mutlu etti beni. Yaşasın kitaplar, yaşasın kitapseverler, yaşasın biz, di mi :) Kuş Kadın'ın çevirmeni Sevgi benim arkadaşım, dünya tatlısı bir kadındır (herzamanki gibi benden kücük tabii ki :) Bu öyküyü ona anlatacağım, çok mutlu olacak, zira çılgın bir hayvanseverdir.
    Canım Yasemen çok öpüyorum seni, nice güzel kitaplara diyorum, Çağrı'ya da sevgilerimi ilet, belki bu yaz yine görüşürüz ha?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Onceki senelerde senin senede 100un uzerinde kitap okudugunu gordukce hayranlikla bakiyordum, hala da oyle bakiyorum gerci :D Kendi adima o sayiya ulasamam gibi geliyordu. Guzel seyler okudukca, yenilerini, daha fazlasini okumak istiyor insan, sayfalar ucup gidiyor. Turkce kitaplara ulasmak cok kolay olmuyor bizim icin belki ama hala sabirsizlikla okunmayi bekleyen kitaplar var. En basta da Isabel Allende :)

      Kus kadin'i okuma zamanim ile PetraFiny'yle karsilasmamin arasi bir kac gundur herhalde. Bahcede bir tür şimşirden oluşan alçak çit seklinde çalılar var. Ne zaman o taraflarda dolassam hışır hışır sesler geliyordu çalıların arasindan, merakla iyice yaklastigimda ise ses birden kesiliyordu. Ben de herhalde tarla faresidir, topragin icindeki oyuklara giriyordur diye dusunup fazla kurcalamiyordum. Sonra bahcedeki domatesler iyice olgunlastiginda bazilarinin gagalanarak yendigini farkettim. Cesit cesit domates varken, iclerinde en lezzetlisi olan pembe domateslerin alt dallarindaki domatesler yeniyordu en cok. Bir gun domates toplamaya ciktigimda is ustunde yakaladim PetraFiny'yi :)
      Normalde diger kuslar pirr diye ucacakken, yerinden kipirdamadi, hatta heykel gibi kaldi oylece, yanina iyice yaklasana kadar. Neredeyse dokunacak kadar yaklastigimda ise yuruyerek biraz uzaklasti, ben de korkmasin diye fazla yaklasmadan domates toplamaya devam ettim. Ucamadigini anlayinca guzel bir kus yemi tabagi hazirladim ve temiz su koydum calilarin kenarina. Basta sadece domateslerden yemeye devam etmisti, sonra yemden de yemeye basladi. En fazla bir kac santim havalanacak sekilde yere paralel uctugunu gormustum en son PetraFiny'nin, belki ogrenmistir daha fazlasini o arada, belki yine karsima cikar bir gun ;)

      Arkadasinla konustugunda benim de selamlarimi ilet lutfen. Ceviri ne kadar onemli, bir nevi kitabi yeniden yazmak gibi, basarili bir sekilde yapildiginda da tadindan yenmiyor :)

      Cagri da ben de kocaman opuyoruz seni Nurşen ablacim, ne kadar guzel olur yine yuz yuze gorussek, belki yine Ankara'da, belki de bu taraflarda olur, kim bilir :)

      Delete
    2. Yasemencim şu PetraFiny kuşunu kopyalayıp instagramda Sevgi'ye yollayabilir miyim, dün yazdıklarını ilettim çok mutlu oldu, kuşcağızı da görsün hatta yazara yollasın :)

      Delete
  3. Lindas imagens amei, obrigado pela visita.
    Blog:https://arrasandonobatomvermelho.blogspot.com.br/
    Canal:https://www.youtube.com/watch?v=DmO8csZDARM

    ReplyDelete
  4. canım Yasemen, severim senin Petrafiny'ni diyerek başlamak istedim :)
    Kuş Kadını birkaç defa elime alıp bıraktım neden bilmiyorum.
    Özgürlük Hapishanesinin baskısı yok ama nadirkitap veya sahaftan ben bulup yollarım sana, hatta çok da sevinirim bu işe :) Parasız Yatılı'da ben sınıfta kaldım, ilk sayfalar çok zorladı beni, ben de kenara koydum şimdilik.
    Allende'den Eva Luna'yı okuyorum şu sıra, son 100 sayfa ve gerçekten bitmesin istiyorum.
    Çok acayip sevdim.
    Bu kitap da yoksa onu da yollarım sana.
    Benimkini de Nurşen Abla hediye etmişti ehehehe :P

    Yaşasın kitap okuyan ve okurken laf kalabalığından cımbızla hislerini çekebilenler :)
    Seviyorum çok senii
    öperimmm

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bu sene cok fazla yavru kusumuz vardi ama hepsi yuksek calilara gitmisti, o yuzden sasirdim domatesin basinda Petrafiny'yi bulunca. Hangi cins kuşmuş diye baktim da karatavuk deniyormus. Vikipedi'de soyle yaziyor : ''Öncelikle çok sessiz kalarak tehlikenin geçmesini bekleyen bu kuşlar, insan veya hayvanın kendini fark etme anına kadar çalılıklar içinde yer değiştirirler. Yuvadan düşen yavruyla kesinlikle ilgilenmezler.'' :/

      Kus Kadin'da kizin annesi bana ucundan kiyisindan Friends'teki Phoebe'yi cagristirdi ki onu da cok severim, bir de dogayla gecen satirlar, cok sevdim. Belki bu aralar zamani degildir senin icin, okutur bir gun kendini ;)

      Aslinda Ozgurluk Hapishanesi'ni bulursan benim icin kenara koyarsan super olur, geldigimde alirim. Sen surekli sahaf geziyorsun, bir kitap serisi var aklimda onu da istesem senden harika mi olur diye acaba dusunuyorum :))

      Cagri Parasiz Yatili okuyor suanda, kitaba baslamadan ona da dedim, ilk iki hikayenin uslubu biraz degisik, hevesini kirmasin diye. Istersen ucuncu hikayeden basla okumaya. Hatta Nurşen ablanin favorisi Edirne'nin Köprüleri'ni oku mesela. Kesin seveceksin bence.

      Allende'nin Maya'nin Gunlugu var elimde. Zamaninin gelmesini bekliyorum :) Alakasiz olacak ama dolanirken bir yerlerde gozune carparsa Magda Szabo'dan Iza'nin Sarkisi'ni alabilir misin benim icin? Onun da basimi yok galiba, ne zamandir merak ediyorum kitabi. Meslek tanimina ''kitap distribütörlüğü"nü de ekleyebilirsin bu arada :P

      Ben de seni cok seviyorum canimbenim. Bir de Cagri'nin arkadasi Elif'e soyle, pogacasini, kekini yapsin, bize getirsin, cay suyunu koyuyorum ben ;)
      Optum kocaman..

      Delete
  5. Momo çok etkilendiğim okuduğum en güzel, beni masal ülkesine götüren tek çocuk kitabı. Okumayanlar için gerçekten büyük kayıp...

    ReplyDelete
    Replies
    1. O masalin icinde sade, basit cumlelerle dopdolu anlamlar iceren ne cok sey anlatilmis, kulak vermek lazim.. Sevgiler..

      Delete
  6. Really interesting post) thanks for sharing)

    http://beyoutiful.com.ua

    ReplyDelete
  7. Selam Yasemen, nasılsın?
    Posta adresin aynı değil mi? Noel baba sana da kart atmak istiyor :)
    Öpüyorum.
    Hazan

    ReplyDelete
    Replies
    1. Selam Hazancim, Kruisvindingsstraat olan guncel adresim. Senin kartin yola cikti bile ;)
      Opuyorum ben de..

      Delete
  8. Böyle çok okuyan arkadaşları görünce özeniyorum. Keyifli okumalar:)
    Bu arada bana adresini yazar mısın? serensch@gmail.com

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tesekkurler:) Bu sene bol vaktim oldu, bazi donemlerde okudukca okuyasi geliyor insanin, bazen de haftalarca elde tek kitap surunebiliyor. Kinder der Mutter Erde okumadiysaniz bir inceleyin derim, cok sevdim ben..

      Mail atiyorum hemen :)

      Delete