Tuesday, July 7, 2015

Okul gezilerinden..


Burada yasadigim sure benim icin cok keyifli gecti. Bir suru yeni sey ogrendim, bir suru yeni yer gordum, yeni yiyecekler, icecekler denedim, farkli kulturlerden farkli deneyimler yasadim, daha once haberim dahi olmayan aktiviteler yaptim.
Firsat buldukca blogda da paylasiyorum bazi seyleri ama son zamanlarda istedigim kadar ugrayamadim bloglara. Aslinda yazmak istedigim bir suru sey vardi ama olmadi bir sekilde yazamadim. 2015'in ilk yarisini bitirmisken kisa kisa bu doneme dair bir kac seyden bahsetmek istiyorum:

Bu sene Hollandaca kursunun son kurunda oldugumuzdan dolayi klasik ders anlaminda fazla bir sey islemedik. Sinifta oldugumuz sure icinde daha cok belirli konularda konustuk, tartistik, fikirlerimizi paylastik. Onun disinda okul disinda bir cok aktivite yaptik.

Bunlardan birisi Tongeren'deki Gallo Roman muzesiydi. Bu muzeye daha once de defalarca geldim. Cunku kalici serginin disinda her sene farkli bir gecici sergi oluyor.


Bir kac sene once Turk antik kenti Sagalassos sergisi vardi ve muze tarihinde ziyaretci rekoru kirmisti. Bu sene de Vikinglerdi gecici serginin konusu. Cok ilginc bir tarihi var Vikinglerin, haklarinda yeni seyler ogrenmek guzeldi. Ogrendigim bir sey de gunumuzde Vikinglerin simgelerinden biri olan boynuzlu kasklarin aslinda Vikingler tarafindan kullanildigina dair hic bir veri olmamasi.




Sinifca gittigimiz bir diger etkinlik ise bir kabareydi. Kommil Foo iki kardesten olusan bir komedi grubu. Ama standart bir stand-up showdan fazlasi var Kommil Foo gosterilerinde. 


Sozlerini kendi yazdiklari ve besteledikleri kimi huzunlu, kimi eglenceli, kimi hicivsel sarkilarla suslemisler gosterilerini kendilerine eslik eden bir kac muzisyenle birlikte. Kendileri de enstruman caliyorlar bu arada. Bazi sarkilar cok hizli oldugundan sozlerinin tamamini anlayamasak da hem tiyatro ve mizah, hem de muzik acisindan hepimizin hayranlikla izledigi bir gosteriydi.


Jesus Christ Superstar'i izlemis olanlar vardir. 70li yillardan cok basarili bir rock-opera ve daha sonra defalarca bir cok ulkede sahnelenmis bir muzikal.

Yasadigimiz yere cok yakin baska bir kucuk kasabanin halki da bu muzikali sahneye koymak istemisler. Basroldeki bir kac rol haricinde tamamen gonullulerin yani kasabada yasayan halkin hazirladigi amator bir show. Amator olmasina ragmen oldukca buyuk bir organizasyon olmus. Ilginc yonlerinden biri de bu kasabadaki bir kilisede sahneleniyor olmasiydi. 

Orijinal albumu dinlemek isterseniz, su videoya goz atabilirsiniz.




Bir aksam da rehber esliginde Belcika'nin en cok satan gazetelerinden biri olan Het Belang Van Limburg binasini ziyaret ettik. 
Gazetenin kuruculariyla ilgili ve ilk zamanlarindan bugune nasil geldigiyle ilgili ilginc hikayeler dinledik, gazetecileri is basinda izledik, tarih kokan arsiv bolumunu gezdik, renksiz ve tek sayfadan olusan ilk gazete orneklerini gorduk, gazetenin ilk renkli fotografinin bir futbol macina ait olmasi bizi sasirtmadi, hem bu gazetenin hem de diger koklu bir cok gazetenin, derginin hatta reklamlarin, promosyonlarin basildigi Belcika'nin belki de en buyuk matbaasini gezdik, basim ile ilgili butun asamalara sahit olduk.

Gecenin sonunda da bir sonraki gunun gazetesinin baskidan cikan ilk orneklerini aldik. Hep kotu haber, gazetelere haberlere bakmak istemiyorum artik diyenler icin bir de ''Iyi haber gazetesi'' var Het Belang Van Limburg'un, icinde sadece iyi haberler ve evlilik, kutlamalar, odul toreni, bebek ve cocuk haberleri var. 



Daha onceki senelerde de mutlaka katildigimiz Vertelfestivali bu sene de kacirmadik. Asagida gordugunuz gibi bir kalede duzenlenen farkli dillerde hikayelerin anlatildigi bir festival. Hem cocuklar, hem de dil ogrenen yetiskinler icin farkli seviyelerde hikayelerin anlatildigi bir hafta suren bir organizasyon. Hollandaca ekibi yine cok basariliydi bu sene, ozellikle de anlaticilardan biri sahneye hakimiyeti, sesini mimiklerini kullanmasi ve anlattigi hikayelerin eglendiriciligiyle oldukca guzel zaman gecirmemizi sagladi. 




Gezilerimizin biri de Tongeren'deki Begijnhof bolgesine ve muzesineydi. Bu geziden once Begijnlerin rahibelerle ayni sey oldugunu sanirdim ama aslinda cok farkliymis. Gezimizin rehberi gercek bir Begijn gibi giyinmis bir teyzeydi. Zamaninda Begijnlerin yasadigi bu bolge ile ilgili bilgiler verdi, hikayeler anlatti, bazi deyimlerin nereden geldigini anektodlarla acikladi, Begijnlerin evleri, kiyafetleri, arac gerecleri vs gorebildigimiz muzeyi gezdik. Gezinin yarisinda kahve, yerel peynir ve ev yapimi meyveli tart ikrami oldu. 








Hem bir seyler ogrendigimiz hem de yeni tatlar denedigimiz gezilerimizden biri de Borgloon'daki buralarin en onemli meyve fabrikasi ve (pekmezin biraz daha yogun hali diyebilecegimiz) stroop fabrikasiydi. 

En eglenceli kisim gezinin sonunda oncelikle elma ve armuttan ve bunlarin yaninda diger baska meyvelerden yapilan pekmezleri, sekerlemeleri ve meyve sularini denedigimiz kisimdi. Burada diger yerel urunlerin yaninda sadece engellilerin calistigi firinin urunlerini, ozellikle cok lezzetli biyo kurabiyelerini alabiliyorsunuz.



Sinifimiz hocamizla birlikte sadece yedi kisiden olustugu icin okul doneminin son aylarini da birbirimizi evlerimize davet edip, agirlayarak gecirdik. Farkli ulkelerden geleneksel lezzetleri tatma firsatimiz oldu. Bol muhabbet, bol kahkaha seklinde gecti ziyaretlerimiz. Hatta hic anlamadigim halde butun sinifa tamamini uydurdugum yorumlarimla kahve fali bile baktim. :) 



No comments:

Post a Comment