Sunday, August 5, 2012

Olimpiyatlardan..

Bu sene Londra'da yapilan 2012 Olimpiyatlarini firsat buldukca izliyoruz. Sportif acidan soylenecek bir cok sey var, yarislar, madalyalar, takimlar, atletler, ulkelerle ilgili ama hem olimpiyatlarin resmi sitesinden hem de internetten bunlari ayrintili bir sekilde takip etmek mumkun.
Bu yazi sportif bir yazidan daha cok duygusal bir yazi. Bu seneki olimpiyatlari izlerken duygusal acidan beni en cok etkileyen bir kac atlet ile ilgili. Ustune konusulacak daha bir cok atlet var ama iclerinden bu üçünü sectim. 

1. Alexandr Vinokurov
Son tura kadar siralamada en fazla 17.likte bulunmus 38 yasindaki bu kazak atlet son turda yarisi onde bitirip altin madalyayi aldiginda ve bunun atletin son yarisi oldugunu ogrendigimde cok duygulanmistim. 
Sporcularin son yarislarinin guzel ve madalyali bir sekilde bitmesini istiyorum hep, jubilelerin gollu bir kapanisla yapilmasini, sporcularin spor gecmislerini olabilecek en iyi sekilde hatirlamalarini. 






2. Shin a. Lam
Ikinci atlet ile ilgili beni etkileyen hikaye biraz huzunlu. Ayni hikayeyi yeniden yazmaktansa yaziyi internetten kopyaliyorum, araya bir kac fotograf serpistirerek. 


''Güney Koreli eskrimci Shin A Lam, dün 1 saniyeliğine de olsa Olimpiyat finalindeydi. 1 saniye diyoruz çünkü hakemler sayacın sıfırlanmasına rağmen mücadelenin bitmediğine kanaat getirdi ve süre tekrar 1 saniyeye ayarlandı. Alman rakibi, Britta Heidemann son bir hamle yaptı ve puanı alarak finale çıkan taraf oldu.
Shin olan biteni anlamaya çalışırken koçu hemen itiraz etti. İtirazın işleme konması için Güney Koreli’nin pisti terk etmemesi gerekiyordu. Pisti terk etmek, yenilgiyi kabul etmek anlamına geliyordu. 25 yaşındaki Shin yaklaşık 45 dakika pistte oturdu. Birazdan başlayacak üçüncülük ve final maçlarına aldırmadan oturdu. Seyiriciler de bir süre Shin’in hakkının yendiğini düşündü ve alkışlarla ona moral verdi.
Güney Koreliyi kalkmaya ikna etmek isteyen bir yetkiliyi seyirciler ıslık yağmuruna tuttu. Shin göz yaşlarına yenik düştü. O biliyordu ki az önce son Olimpiyat şampiyonunu devirmişti. Şimdi böyle olmaması gerekirdi.
Sonradan anlaşıldı ki Güney Kore’nin itiraz edebilmesi için para yatırması gerekiyordu. Kapitalizm, olimpiyat ruhunu da esir almıştı. Seyirciler iyice sinirlenmeye başladı. Ancak bir süre sonra Shin’in koçu geldi ve sporcusunu ikna ederek gözyaşları içinde pistten ayrıldılar.
Belki Olimpiyat takviminin final kısmına ismini yazdıramadı ama amatör ruhuyla birçok sporseverin kalbine ismini yazdırmayı başardı. ''

3. Chad Le Clos
Sonuncu atlet ise 200 metre kelebekte 1.52.96'lik derecesiyle  Michael Phelps'i 5 salise farkla gecerek altin madalyayi kazanan Guney Afrikali yuzucu. 


Beni en cok etkileyen Chad Le Clos'un idolum dedigi Phelps'le yarisip altin madalyayi aldiktan sonra odul toreninde ulkesinin milli marsi okunurken icli icli aglamasi, odul toreninde nasil poz verilecegiyle ilgili Phelps'ten tavsiye almasi ve ailesinin ogullarinin basarisindan duydugu sevincti. 




Ailesini izlerken gozlerim dolmustu. Annesi elinde minik bir fotograf makinesiyle heyecandan ve mutluluktan ne yapacagini sasirmis halde oglunu izliyor. Fotograf cekmek aklina bile gelmiyor ki zaten gazetecilerin cektiklerinden sonra ihtiyaci da olmayacak buna :) Babasinin sevinci ve gururu da gorulmeye deger. BBC muhabiriyle yaptigi roportaj cok samimi:





No comments:

Post a Comment